Milliyetçi-mukaddesatçı grupların TİP’e ve TÖS’e saldırıları
www.yildirimkoc.com.tr
1960’lı yıllarda Türkiye’nin en büyük düşmanının Sovyetler Birliği ve komünizm olduğuna inanan kişi ve örgütler, milliyetçiliği solculara saldırı olarak algıladı. ABD’nin Türkiye’ye ilişkin stratejisiyle uyum içindeki bu saldırıların en önemli hedefi de, özellikle Türkiye’nin her tarafında üyeleri bulunan Türkiye Öğretmenler Sendikası idi. Türkiye İşçi Partisi de hedefteydi; ancak onun kitlelerle bağının sınırlı olması, milliyetçi-mukaddesatçı grupların hedefinde ikinci sıraya konmasına neden oluyordu. Ayrıca, TİP’i komünistlikle ve Sovyetler Birliği yandaşlığıyla suçlamak kolaydı. TÖS ise tam bağımsızlıkçı ve ABD karşıtlığında çok etkili bir örgütlenmeydi.
Bu dönemde muhafazakar kanadın yaşadıklarını en güzel anlatan kişilerden biri, bu yıllarda Aykut Edibali’nin önderliğindeki Yeniden Milli Mücadele Hareketi içinde yer alan Süleyman Kocabaş’dır. Süleyman Kocabaş, 1960-1980 dönemini anlatan kitabında şunları yazmaktadır:
“Sovyet Rusya da Ortadoğu’ya hakimiyeti uğrunda Türkiye’deki taraftarı komünistlerle Türkiye’yi kendi hakimiyetine alma mücadelesine başlayınca, ‘Soğuk Savaş Dönemi’ ülkemizde hafif yoğunluklu iç savaş şeklinde sıcak savaşa dönüşecek, aralarındaki silah dengesi ve nükleer harp korkusu sebebiyle birbirlerine saldırmaya cesaret edemeyen Amerikan ve Sovyet blokları, ‘dolaylı harp’ yolunu seçerek hakimiyetlerindeki ülkeyi korumak veya hakimiyete alınacak ülkeye hakim olmak için devamlı iç unsurları kullanacaklar, Sovyetler komünist unsurları kullanırlarken Amerikalılar da anti-sovyet, anti-komünist unsurları kullanacaklardır. (…)
“Amerika, kendi nüfuz bölgelerini hakimiyetinde tutmak için ‘şeytanı’ ilan ettiği komünizm tehlikesini devamlı kullandı. (…)
“3 Kasım 2002 Seçimlerinde Türkiye Komünist Partisi’nin ‘yasal’ hale gelip seçime giren partiler arasında 40 milyon seçmenden 55 bininin oyunu alıp sondan birinci parti olması karşısında gerçekten irkildim. 1960’lı yıllarda da (üstelik dünya ve Türkiye’de solun, sosyalizmin en popüler olduğu bir zamanda) ‘Türkiye’de Türkiye Komünist Partisi’nin legal uzantısı’ olarak kamuoyunda tanımlanmış TİP’in en fazla 1965’de 276.000 oy alması, hatta müteakip seçimlerde bunun giderek düşmesi beni yeni değerlendirmelere itti. Olmayan bir tehlike karşısında maniple edilip kullanılmıştık. Bizi Amerika kullanıyordu, resmi düzen kullanıyordu. Komünizm gelecek korkusuyla ‘kahrolsun Amerika’ diyemiyorduk. Korku bizi, ordu ve polise sığındırmıştı. Anti-komünist beyanat veren devlet adamlarını ‘kahraman, ardından gidilecek adam’ olarak görüyorduk. Düzen de kendisini yaşatmak için ‘kızıl canavar geliyor ha, sizi yutar, bana sahip çıkınız’la maniple etmişti. Öyle ki, bu etkilerle bazı sağcılarımız Amerika’dan çok Amerikancı, düzen yanlılarından çok düzenci olmuşlardı. (…)
“Milliyetçi gençlik olarak 1965-1980 zaman diliminde hep ‘komünizm ha geldi ha geliyor öcüsü’ ile yatıp kalkmıştık. Milliyetçi olmak için komünizme karşı olmak bize yetiyordu. (…)
“Amerika’nın, Avrupalı dostlarına olduğu gibi Türkiyeli dostlarına da ‘Kızıl Tehlike’yi göstermesi gerekiyordu. Gösterdi. Türkiye, ardından 12 Mart ve 12 Eylül müdahaleleri ile Amerika’ya ‘yeniden dizayn’ edildi.
“Amerika’nın karşı gibi göründüğü, esasında karşı olmadığı ‘komünist terör’ onun ‘can simidi’ olmuştur. ‘Şeytanı’ olmuştu. Şeytanı oluşu, ‘komünizm tehlikesi’ söylemi etrafında menfaatlerinin daha iyi korunacağı düşüncesinden kaynaklanıyordu.” (Kocabaş, Süleyman, Bir Kuşağın Dramı (1960-1980), Vatan Yay., İst., 2004, s.35, 128, 129, 267, 318)
Kendisini milliyetçi-mukaddesatçı olarak niteleyen ve çeşitli partilerde örgütlü kesimlerin TİP’e ve TÖS’e yönelik pervasız saldırıları, kendisini solcu olarak niteleyen kitlede milliyetçilik karşıtı anlayışların yaygınlaşmasına yol açtı. Bu saldırıların en önemlilerine ilişkin bilgileri hatırlamakta yarar vardır.
TÜRKİYE İŞÇİ PARTİSİ’NE YÖNELİK SALDIRILAR
Türkiye İşçi Partisi’ne yönelik saldırılar, 11 Kasım 1962 günü başladı. İstanbul’da Anayasaya aykırı yasaların kaldırılması ve faşizme karşı güçbirliği için düzenlenen Beyaz Saray toplantısı, kendisini milliyetçi-mukaddesatçı olarak niteleyen gruplarca basıldı.
9 Aralık 1962 günü TİP’in İstanbul’da Şişli ilçe örgütünün açılış töreni aynı grupların saldırısına uğradı.
TİP Genel Başkanı M.Ali Aybar’ın 11 Mayıs 1963 günü Adana’ya yaptığı gezi sırasında bazı kişiler aleyhte gösteri yaptı.
10 Ocak 1965 günü TİP’in Genel Yönetim Kurulu toplantısının yapıldığı Eminönü Öğrenci Lokali’ne ve TİP Genel Merkezi’ne gericiler saldırdı. Saldıranlar “Kahrolsun Komünistler”, “Moskova’ya” gibi sloganlar attılar.
TİP’in Aydın İl Kongresi (Ocak 1965), Adana İl Kongresi (Şubat 1965), Kırıkkale İlçe Kongresi (Mart 1965), Konya İl Kongresi (Nisan 1965), Silifke (Temmuz 1965); Gaziosmanpaşa, Gaziantep ve Ödemiş (1965) toplantılarına saldırılar gerçekleştirildi.
5 Mart 1965 günü Manisa’nın Akhisar ilçesinde “tütün” konusunda düzenlenen açık hava toplantısı, milliyetçi-mukaddesatçı grupların saldırısına uğradı.
4 Temmuz 1965 günü TİP’in Bursa il kongresine Komünizmle Mücadele Derneği üyeleri saldırdı. 7 delege linç edilircesine dövüldü. 8 delege de yaralandı.
22 Ağustos 1965 günü TİP’in Bergama, Ödemiş ve Menemen ilçe merkezlerinde arama yapıldı.
2 Haziran 1966 günü AP’liler Kayseri TİP İl Merkezini tahrip etti.
14 Nisan 1967 günü TİP Sakarya İl Kongresi’ne Nurcular saldırdı; 2’si polis 6 kişi yaralandı.
TİP Kayseri İl Merkezi 6 Mayıs 1967 günü tahrip edildi.
TİP Fatsa İlçe Kongresi’ne 2 Nisan 1968 günü saldırı düzenlendi.
TİP’in İstanbul ve Ankara’da 17 Mayıs 1968 günü düzenlediği toplantılara saldırıldı.
20 Nisan 1968 gecesi TİP’in İstanbul Sağmalcılar’daki lokali tahrip edildi.
8 Mayıs 1968 günü Ankara’nın Bala ilçesine giden iki TİP’li, AP’liler tarafından kaçırılarak dövüldü.
17 Mayıs 1968 günü Ankara Sincan’da TİP tarafından düzenlenen bir kahve toplantısı AP’liler tarafından basıldı.
TİP’in 19 Mayıs 1968 günü Kayseri’de düzenlediği açık hava toplantısına saldırıldı.
24 Mayıs 1968 günü Çorum Alaca’da TİP’in düzenlediği açık hava toplantısına AP’liler saldırdı.
30 Mayıs 1968 günü Çorum’da TİP’lilere saldırıldı. Aynı gün Ödemiş’te düzenlenen kapalı salon toplantısına da saldırı düzenlendi.
23 Temmuz 1968 günü Konya’da yeşil sarıklıların yönettiği bir kalabalık, Öğretmenler Lokali’ni, Yeni Konya Gazetesi’ni, TİP merkezini ve bazı kitapçılarını tahrip etti.
TİP’lilere saldırılar TBMM çatısı altında da sürdürüldü. TİP Malatya Milletvekili Şaban Erik, 16 Şubat 1966 günü Millet Meclisi’nde konuşurken AP’lilerin saldırısına uğradı ve dövüldü. AP’li milletvekilleri 6 Ocak 1967 günü Meclis’te TİP’li milletvekillerine saldırdı. TİP İstanbul Milletvekili Çetin Altan 23 Nisan 1967 günü Millet Meclisi’nde dövüldü. Çetin Altan’ın dokunulmazlığı 21 Temmuz 1967 günü kaldırıldı. Anayasa Mahkemesi bu kararı 2 Ağustos 1967 günü iptal etti. AP’li milletvekilleri 19 Şubat 1968 günü TİP’li milletvekillerine saldırdı.
11 Şubat 1968 günü, İstanbul’da yayımlanmakta olan Bugün Gazetesi’nin, “Kadıköy’de Kuran yakıldı” haberi üzerine Osmaniye’de Komünizmle Mücadele Derneği halkı kışkırttı ve Kaymakamlık taşa tutuldu.
24 Şubat 1968 günü Ankara’da düzenlenen Anayasa Mitingi’ne katılanlara 200 kişilik gerici bir grup, sopa ve demir kancalarla saldırdı.
16 Şubat 1969 İstanbul’da Kanlı Pazar yaşandı.
27 Ocak 1971 günü TİP’in Amasya İl Başkanı ve Genel Yönetim Kurulu yedek üyesi Şerafettin Atalay öldürüldü. (TİP’e saldırılar için bkz. Sargın, Nihat, TİP’li Yıllar (1961-1971) Anılar-Belgeler, C.II, Felis Yay., İstanbul, 2001; Ünsal, Artun, Umuttan Yalnızlığa, Türkiye İşçi Partisi, 1961-1971, Tarih Vakfı Yurt Yay., İstanbul, 2002; Varuy, Nebil, Türkiye İşçi Partisi, Olaylar-Belgeler-Yorumlar, 1961-1971, Sosyal Tarih Yay., İstanbul, 2010; TİP, Çalışma Raporu, Üçüncü Büyük Kongre, 9-12 Kasım 1968, Ankara, Ankara, 1968)
TÜRKİYE ÖĞRETMENLER SENDİKASI’NA YÖNELİK SALDIRILAR
Horasan Saldırısı: 1967 yılının önemli saldırılarından biri, Erzurum’a bağlı Horasan’da gerçekleştirildi. Horasan saldırısı konusunda TÖS Genel Merkezi’nin 17 Ocak 1967 tarihli açıklaması şöyleydi:
“Kubilay olayını hatırlatan Horasan olayını incelemek üzere olayın ilk günlerinde Horasan’a gönderilen Türkiye Öğretmenler Sendikası temsilcisi dönmüştür. İnceleme sonuçları korkunç denecek kadar ciddidir:
“1) Olay, dini safsata ile karıştıran bir imamın camideki öğretmenleri tahkir etmesinden doğmuştur.
“2) Olay üzerine mahalli politikacıların hemen Ankara’ya telefon ettikleri, bir AP’li milletvekilinden talimat aldıkları söylenmiştir.
“3) Arkasından T.C.Hükümet Konağı cemaat tarafından kuşatılmış, cemaat: ‘kelle istiyoruz’ naralarıyla kuşatmayı üç saat sürdürmüştür.
“4) Erzurum Valisi olay için Ankara ile daha çok resmi olmayan temaslarda bulunmuş, Horasan Hükümet Konağı önünde ‘kelle isteriz’ diye bağıran cemaate Vali, ‘bütün öğretmenleri cezalandıracağım’ diyerek konuşmasına başlamış, ‘yaşa-varol’ sesleri arasında bitirmiştir.
“5) Öğretmenler Sendikasına ve Ortaokul Müdürünün evine yapılan baskınlarla devam eden olayın korkunç gelişmesi karşısında cumhuriyet savcısı harekete geçmemiştir. Bu konuda direnen bir avukat cemaat tarafından türlü hakaretlerle maruz kalmış ve dövülmüştür.
“6) Vaize itiraz eden Ortaokul Müdürü olay gecesi saat üçte jandarma nezaretinde Erzurum’a kaçırılmış ve Vali tarafından Erzurum’a nakle zorlanmış ve nakli yapılmıştır.
“7) Horasan olayları kapanmamıştır. Cumhuriyetin katlini, Anayasayı ve laiklik ilkelerini hedef alan yeni bahanelerle tekrar alevlenebilir, kanlı olaylar ortaya çıkabilir.” (TÖS, Türkiye Öğretmenler Sendikası Birinci Olağanüstü Genel Kurulu (22-24 Ağustos 1967), Yürütme ve Yönetim Kurulları Çalışma Raporu, Ankara, 1967;155-156)
Konya Saldırısı: 1968 yılının en önemli saldırılarından biri 23 Temmuz günü Konya’da yaşandı. TÖS Gazetesi’nin 5 Ağustos 1968 tarihli sayısında bu saldırı şöyle anlatılıyordu:
“Yüksek öğrenim gençliği ‘Amerikan emperyalizmini tel’in’ mitingine kalkışınca, Tahir Hoca’nın kışkırttığı kimselerin örgütlendiği esnaf dernekleri, Milliyetçi Öğretmenler, Yeşilay, Ticaret ve Sanayi Odaları, Mücadele Birliği, Komünizmle Mücadele Derneği, geniş bir toplantı düzenliyorlar. Bu toplantıda, Hoca’nın direktifleri yönünde yapılacak kırım dökümün plânı saptanıyor. ‘Anadolu’da Hamle’ gazetesi gerekli yayını yapıyor. Bu gazete, muhayyilesini çalıştırıp TÖS ve TÖDMF’nin adlarını da karıştırıyor. 23 Temmuz günü Hükümet binası önünde büyük birikinti oluyor. Gençler durumu görüp tasarladıkları mitingden vazgeçiyorlar. Valiliğe giriş çıkışlarında kendilerine sataşılıyor. Orada bırakmıyorlar. Hükümet binasının camını çerçevesine saldırıyorlar. Sonra İşçi Partisi il merkezini kırıp döküyorlar. Polis hareketsiz ve kayıtsız.
“Önceden plânlandığı gibi, sol eser satan kitapevleri, bir bayanın işlettiği içkili Hayat Lokantası, Yeni Konya gazetesi sırayla yıkılıyor, cam çerçeve indiriliyor. Polis hareketsiz ve kayıtsız. ‘Öğretmenlere, öğretmenlere!’ diye bağırıyor kalabalıktan bir kişi. Saflar halinde TÖS ve Dernek lokaline doğru yürünüyor. 1700-2000 kişi kadarlar. En önce 17-18 yaşındaki çıraklar, sonra işçiler, sonra esnaf ileri gelenleri, Hacı Operatör Komünizmle Mücadele Derneği Başkanı, vb. yürüyorlar. Hafif bir karşı koyma ile genç çıraklar çekilecek gibi davranınca arkadan ‘yürüyün bre!’ diye bağırıyorlar.
“Hükümet binası önündeki kalabalık öğleden sonra 3:30’da toplanmıştı. Öğretmenlere gelince 19:00 oluyor. İçerde 15 kadar öğretmen var. Hiç bir şeyden haberleri yok. Onlar yoksul öğrenciler için kurs açmışlar, bitişikteki okulda kursu çalıştırıyorlar. Yoruldukları zaman lokale gelip çay kahve içiyorlar, dinleniyorlar, sonra evlerine. Saldırganlar hınçla ve hızla yürüyorlar. Bir kamyon asfalt parçası var yanları sıra. Başlıyorlar taşlamaya. Levhaları indirip parçalıyorlar. Kapalı kapıları kırıp alt kata, ikinci kata, üçüncü kata çıkıyorlar. Yirmi metre mesafede Merkez Polis Karakolu var. Fakat içerdeki polisler ‘emir almadıkları için’ dışarı çıkmıyorlar. Hareketsiz ve kayıtsız, seyrediyorlar. Öğretmenler askeriyeye başvuruyor. Onlar da emir almamışlar. Bir buçuk iki saat sürüyor yıkım. İçerideki arkadaşlar panik içinde. Tartaklanıyorlar. Biri ikinci kattan atlıyor, ayağı kırılıyor. Cam çerçeve tamam olunca, yakındaki Bomonti Lokantasına saldırıyorlar. Polis gene hareketsiz. İçerden direnenler oluyor. Direnenlerin elinde et, ekmek bıçağı var. Fazla sokulamıyorlar. Orduevinin, Lion Klübün, Torrance gazinosunun bulunduğu Aleattin tepesine yürüyorlar. İkinci Ordu Kumandanı diyor ki, ‘Orduevine hücum olmadı, olsaydı ellerini kırardım!’ Askerler Orduevinin önünde nöbete geçiyorlar. Ama öteki yerler yıkılıyor. Lion Klüpte, masonlar toplanırmış. Konya’nın kardeş şehri adına açılan Torrance gazinosu yıkılıyor. Oradan Karayolları parkına geçiliyor. İşler sona ermek üzeredir. Polis ve asker hafif tertip harekete geçiyor. Gece yarıyı bulunca, sakinlerinin çoğunluğu öğretmen olan Selçukevler’e yürüyorlar. Öğretmenler önceden tedbir almış. Askerler de yolu tutmuş. Pek dalıp giremiyorlar gece yarısı mahalleye. Genelevlere gidiyorlar.” (TÖS Gazetesi, Sayı 12, 5.8.1968. Ayrıca bkz. TÖS, Devrimci Öğretmenlerin Savaşı, TÖS Yönetim, Yürütme, Denetim Onur Kurulları 1967-1969 Çalışma Raporu, 2. Olağan Genel Kurul, 7-9 Temmuz, Kayseri,1969;140-143; Aksoy, Muammer, Devrimci Öğretmenin Kıyımı ve Mücadelesi, Cilt 1, Ankara, 1975;644-695)
Bolvadin Saldırısı ve Diğer Saldırılar: Afyonkarahisar’a........
