menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kurtuluş Hareketi’nin Tüm Döküm-İş Sendikası

13 0
14.10.2026

www.yildirimkoc.com.tr

12 Eylül 1980 darbesi öncesinde Türkiye’de sosyalist örgütlenmeler içinde Türkiye Komünist Partisi’nden sonra işçi sınıfı içinde çalışmaya en fazla önem ve öncelik veren örgütlenme, Kurtuluş Hareketi idi.

Kurtuluş Hareketi hem çeşitli sendikalar içinde gruplar oluşturdu, hem de doğrudan kendisine bağlı sendikalar kurdu. Bu sendikalardan biri, metal işkolunda özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerde çalışan işçileri örgütlemeyi amaçlayan Tüm Döküm-İş idi. Tüm Döküm-İş, bu işkolunda küçük işletmelerde büyük özveriyle örgütlendi. Sendikanın çabaları, örgütlenmeye çalışılan işyeriyle sınırlı kalmadı. O işyerinin bulunduğu yöredeki diğer işyerlerinin işçileri de bu mücadeleden etkilendi.

Kurtuluş Hareketi Önder Kadrolarının Tüm Döküm-İş’e İlişkin Gözlemleri

Kurtuluş Hareketi’nin Tüm Döküm-İş Sendikası’ndaki çalışmaları, bu hareketin önder kadrolarının anlatımlarında epeyce ayrıntılı bir biçimde yer almaktadır.

Kurtuluş Hareketi’nin önderlerinden Şaban İba’nın anlatımları şöyledir:

“Bu dönemde sendikal faaliyetlerimiz çok hızlanmıştı. Tüm Döküm-İş adıyla metal iş kolunda ve daha çok küçük işyerlerini örgütlemeye çalışan, bağımsız bir sendikamız kuruldu. Doğanların İstanbul’da aynı amaçla kurdukları sendika kapanmıştı. Ankara’da kurulan Tüm Döküm-İş’in Ankara Ulus’taki bürosu, gelen giden işçilerin uğrak yeri oldu. Bu sendika işyeri örgütlenmesinden çok Kurtuluşçuların işçi ve emekçi çalışmalarının yapıldığı bir merkez gibi kullanılıyordu. İki arkadaşımız orada koşturdular. Haşmet Karaçam ile Şükrü Apaydın’ın Tüm Döküm-İş çalışmalarında önemli katkıları oldu.” (Kurtuluş Kendini Anlatıyor-1, Dipnot Yay., Ankara, 2016;348)

İsmail Metin Ayçiçek’in anlatımları şöyledir:

“Sosyalist Ahlak Devrimci Tavır broşürü çıktığı yıllarda ben, Ankara’daki Tüm Döküm-İş sendikasında Hüseyin Taka, Haşmet Karaçam ve Fehmi Bayraktaroğlu ile birlikte bir süre sendikal alanda çalıştım ve bu çalışmadan değerli birikimler edindim. Gerçek işçi sınıfı ile birlikteydim ve teoride okuduğumdan ya da kafamda idealize ettiğimden bütünüyle farklı insan ilişkileriyle karşılaşmıştım.” (Fırtınalı Bir Denizdir İçimiz, Kurtuluş Kendini Anlatıyor, Dipnot Yay., Ankara, 2017;60)

İzzet Köylüoğlu da Kurtuluş Hareketi’nin fabrika komiteleri çalışması sürecinde Tüm Döküm-İş’i anlatmaktadır:

“Fabrika komiteleri de vardı. Kendine parti diyemiyorsun, şu örgütüm diyemiyorsun, örgütün üyesiyim diyemiyorsun ama fabrika komitelerin var. Proletarya partisi, fabrika komiteleri üzerine inşa edilir; bizim de hedefimiz oydu. Öncü İşçi durumundaki arkadaşların kazanılması, profesyonel devrimci bir arkadaşımızın fabrikalara işçi olarak sokulması gibi işler de yaptık. Küçük sanayi işçilerini örgütlemek için Tüm Döküm İş Sendikası’nı kurduk.” (Fırtınalı Bir Denizdir İçimiz, Kurtuluş Kendini Anlatıyor, Dipnot Yay., Ankara, 2017;124)

“Bayrampaşa’ da Tüm Döküm-İş’i kurduk. Fehmi Bayraktar esas olarak o işle uğraşıyordu. Metal iş kolunda bağlantılarımız vardı. Tüm Döküm-İş’i, Maden-İş’i zayıflatmak amacıyla değil Maden-İş’in ulaşamadığı küçük atölyelerdeki işçilere ulaşmak için kurduk. Bayrampaşa civarında, Topçular’da, Berec’de bu tür küçük atölyeler çoktu. Oralardaki işçileri örgütlemek, kahvede, pastanede buluşmak yerine legal ortamda buluşmak için kurulmuş, polis bastığında sendika diyebileceğimiz bir yerdi Tüm Döküm-İş. Bayrampaşa’daki işçiler orada toplantılar yapıyorlardı.” (Fırtınalı Bir Denizdir İçimiz, Kurtuluş Kendini Anlatıyor, Dipnot Yay., Ankara, 2017;133

Kurtuluş Hareketi’nin sendikal çalışmalarında önemli bir kişi olan Seyfi Öngider şöyle diyordu: “Tüm Döküm-İş, Maden-İş’in örgütlemeye tenezzül etmediği küçük işyerlerini örgütlemek üzere, Kurtuluş’un kurmuş olduğu bir sendikaydı.” (Fırtınalı Bir Denizdir İçimiz, Kurtuluş Kendini Anlatıyor, Dipnot Yay., Ankara, 2017;292)

Erdoğan İren, “Fabrikalardaki sendikal örgütlerle ilişkiniz nasıldı?” sorusuna yanıt verirken, Tüm Döküm-İş Sendikası’nın çalışmaları sırasında Maden-İş ve İGD ile olan sorunları anlattı:

“Sendikal anlamda yapmaya çalıştığımız şey, devrimci sendikalarda insanları örgütlemeye çalışmak; buradan çıkacak ilişkileri sosyalizm mücadelesine yönlendirebilmekti. O dönemde en büyük problemi, metal işkolunda Maden-İş’le yaşıyorduk. Maden-İş’te TKP vardı ve gerçekten bir kast olarak müthiş bir örgütlenmeleri vardı. O dönemde, kendilerinden olmayan hiçbir insan ve yapıyı sendikada barındırmayan bir anlayışa sahipti TKP. Bu nedenle birçok iş yerinde, TKP ile çatışmalar olduğunu biliyorum. TKP’liler işverenle ileri düzeyde işbirliği yaparak başka devrimci yapılardan olduklarını anladıkları işçilerin işten atılmasını sağlıyordu. Bu tutum, onların etkin olduğu sendikada siyasi mücadele yapmanın önünü tamamen kesiyordu; çünkü ne delege olabiliyor ne de sendikadaki diğer işler için bir çalışma olanağı bulabiliyorduk.

“Bu konu böylesine yakıcı hale geldiği için Tüm Döküm-İş kuruldu İstanbul’da, fakat ağır sanayinin olduğu fabrikaları kendi kurduğumuz bir sendikaya yönlendirmek çok kolay bir şey değildi. Daha çok küçük işyerlerinde örgütlenmeye, buralarda Tüm Döküm-İş’ in yetki almasını sağlamaya çalıştık.

“Tüm Döküm-İş Topkapı bölgesinde de çok sayıda küçük işyerinde yetki aldı.” (Sevdaların Yangınından Geçtik, Kurtuluş Kendini Anlatıyor, Dipnot Yay., Ankara, 2018;76-77)

Hüseyin Soylu da Tüm Döküm-İş’in çalışmaları sırasında İGD ile yaşanan sorunlara değindi:

“Bu arada İGD’liler sanıyorum, Maden-İş’teki çalışmalarımızdan dolayı, Uzel’de bizim işçi arkadaşlarımızı işten attırıyor. Biz sendikal olarak Maden-İş’i hiç rakip olarak görmedik, Maden-İş’i üst sendika olarak gördük Maden-İş’in girmediği yerleri örgütlemek için Tüm Döküm-İş’i kurduk. Devrimci Yolcular, Halkın Kurtuluşçuları Maden-İş’e karşı ayrı sendikal örgütlenme yapmaya çalıştı. Biz yapmadık ama TKP’li arkadaşlar, bizim ciddi örgütlenmeye başladığımız sırada bir kısım işçi arkadaşımızı dövüp işten attırmış. Bunun üzerine İGD Genel Merkezi’ni bastık. Bizzat organizasyonu ben yaptım, İstanbul’daki ileri unsurların hepsi vardı bu baskında. İGD merkezi Laleli’deydi. Gündüz gittik bastık, aslında şiddet olmayacaktı, sadece uyarı yapacaktık. Bir iki diklenmek isteyen oldu, onlara karşı ufak bir operasyon yapıldı. Biz dışarı çıktık, Recep içeride kalmış, onu orada iyice bir benzetmişler. Kendi yayınlarında benim fotoğrafımı da basarak ‘Goşistler İGD’yi bastı’ diye haber yaptılar. Böyle bir olay oldu ama bunu çok hoşlanarak yapmadık, ondan sonra da işçi arkadaşlarımızı attırmadılar.” (Sevdaların Yangınından Geçtik, Kurtuluş Kendini Anlatıyor, Dipnot Yay., Ankara, 2018;162)

Kadir Akın, Tüm Döküm-İş’in çalışmalarını anlatıyordu:

“Maden-İş’in girmediği küçük işletmelerde sendikal faaliyet yapmak için kurulmuş Tüm Döküm-İş adında bir sendikamız vardı. Bomonti’ de birkaç işyerinde örgütlenmeyi denedik, hatta Tüm Döküm-İş adına grev çadırı da kurduk ama başarılı olamadık.” (Sevdaların Yangınından Geçtik, Kurtuluş Kendini Anlatıyor, Dipnot Yay., Ankara, 2018;247)

“Bizim Maden-İş’in ilgilenmediği daha küçük çaptaki fabrikalar için oluşturduğumuz, merkezi Bayrampaşa’da olan ve Fehmi Bayraktaroğlu’nun başkanı olduğu Tüm Döküm-İş sendikamız vardı. O sendikayla da doğrudan bir ilişki içindeydik. Tüm Döküm-İş’in örgütlü olduğu ve hatta grev yaptığı işyerleri söz konusuydu. Metalurji işkolunda olması ise bir tesadüf değildi, dediğim gibi metalurji işkolu özel bir ilgi alanıydı Kurtuluş için. O tarihlerde stratejik işkolları tanımı da vardı. Metalurji ve enerji bu işkolları arasındaydı. Stratejiye bağlı örgütlenmeydi bu.” (Sevdaların Yangınından Geçtik, Kurtuluş Kendini Anlatıyor, Dipnot Yay., Ankara, 2018;255)

Kamil Körünoğlu, Tüm Döküm-İş’in Ankara ve Mersin çalışmalarının tanığıydı:

“İstanbul merkezli Tüm Döküm-İş Sendikası’nın Ankara’da şubesi vardı. Mersin’de de şube açtık. Maden işkolunda Sumaşsan’da ilişkilerimiz vardı. Yüz on işçinin çalıştığı Çimsataş’ta çalışanların hepsi Tüm Döküm-İş Sendikası’nın üyesiydi. Maden-İş Sendikası ufak işyerleriyle ilgilenmiyordu. Biz örgütledik o insanları, Tüm Döküm-İş Mersin şubesini kurduk. Ali Öngel şube başkanı, Arif Aydoğdu ve Ünal Demirciler de yönetici oldu. Halil İçler Çimsataş’ta baştemsilciydi. Ramazan Tanrıverdi, Kamber Altun, Mustafa Ünal bizim oradaki komitemizdeydi. Bu saydığım isimlerin hepsi ileri işçilerdi. Bizim kafamızdaki sınıf partisini oluşturacak biçimde kadrolaştırmaya çalıştığımız insanlardı. Ali Öngel bir dönem İl Komitesi’nde de yer almış bir arkadaşımızdı.” (Sevdaların Yangınından Geçtik, Kurtuluş Kendini Anlatıyor, Dipnot Yay., Ankara, 2018;305)

Kurtuluş Hareketi’nin önemli kadrolarından Fahri Doğu da şöyle demektedir: “Sendikal hareketi seçtim, bir tane küçük sendikamız vardı Tüm Döküm İş diye, orası bizim sendika okulumuz oldu.”Tüm Döküm-İş’in Örgütlenme, Direniş ve Grevleri

Tüm Döküm-İş’in çeşitli işyerlerindeki mücadelesine ilişkin olarak Kurtuluş Hareketi’nin yayın organlarından Kurtuluş Dergisi’nde ve diğer yayın organlarında çıkan haberler, herhangi bir yorum yapılmaksızın, belge olarak kullanılabilmesi amacıyla, aşağıda yer almaktadır:

EMAŞ Demir Döküm Fabrikası

“EMAŞ işçilerinin zaferi.

“Avcılar’da Memduh Üretmen’e ait EMAŞ adlı işyerinde çalışan işçiler, yıllardan beri sarı sendika Tek Met-İş’in göz yumması ile patron sömürüsü altında inlemekteydiler.

“Tek Met-İş gibi sarı sendikaların işçi sınıfının kurtuluşunda aşılması gereken birer engel olduğunu kavrayan öncü işçilerin önderliğinde EMAŞ işçileri bu sarı sendikadan istifa ederek Devrimci Tüm Döküm-İş çatısı altında örgütlendiler. İşçilerin devrimci bir sendikada örgütlenmesini istemeyen işveren Memduh Üretmen ve işçi düşmanı avukatı Hüseyin Yarsuvat ile avukatın polis eskisi ortağı, meşhur grev kırıcısı polis eskisi ortağı Ilgız Aykutlu’nun tüm çabalarını boşa çıkaran Emaş’ın devrimci işçileri, Galip Köklü, Tamer Erdoğan ve Mehmet Köklemez adlı arkadaşlarının işten atılmasına karşı da mücadelelerini sürdürüyorlar. Daha önce de iki kez sarı Tek Met-İş sendikasından ayrılmak isteyen işçiler Maden-İş sendikasının yanlış tutumu ile mücadelelerinde başarıya ulaşamamışlardı. Fakat bugün Tüm Döküm-İş sendikasının doğru önderliğinde mücadelelerini sürdüren EMAŞ işçilerinin yarıdan fazlası patronun tüm baskılarına karşı Tek Met-İş’ten ayrılıp Tüm Döküm-İş’te örgütlenmişlerdir. Her geçen gün bu işyerinde çalışan işçiler Tek Met-İş’ten ayrılmakta ve devrimci işçilerin yanında Tüm Döküm-İş’e geçmektedirler. EMAŞ işçileri işten atılan öncü arkadaşlarının yeniden işe alınıncaya kadar mücadelelerini kararlılıkla sürdüreceklerini açıklamışlardır. Zafer, EMAŞ işçilerinin demir döken güçlü ellerindedir.” (Kurtuluş, sayı 28, 11.7.1978)

“Avcılar’da EMAŞ demir döküm fabrikası işçileri sarı sendika zincirini kırdılar, ama bu onlara yetmedi. EMAŞ işçilerinin mücadelesi bugün de sürüyor. Onlar için, işten atılmaları pahasına mücadele veren, bu kavganın öncülerini yeniden işe aldırıncaya kadar devrimci EMAŞ işçileri mücadelelerini sürdürecekler. EMAŞ işçilerinin zaferi yalnızca kendilerine değil, Avcılar’da ve diğer yerlerde sarı sendika zinciri altında inleyen binlerce işçinin mücadelesine ışık tutacak.” (Kurtuluş, sayı 30, 25.7.1978)

“Doğru Önderlik Sayesinde Tüm Döküm-İş Gelişiyor.

“EMAŞ’ta Protokol İmzalandı.

“Yıllardır sarı Tek Met-İş sendikasının sattığı, iş güvenliğinin sağlanamadığı Avcılar’da kurulu EMAŞ Endüstriyel Metalurji Sanayii ve Ticaret A.Ş. işçileri sarı sendikanın zulmüne ‘dur’ diyerek devrimci sendika Tüm Döküm-İş’te örgütlenmişlerdir. İşveren ile Tek Met-İş Sendikasının imzaladığı toplu sözleşmenin bitimine bir yıldan fazla bir zaman olmasına rağmen, işveren Tüm Döküm-İş Sendikası’nı işçileri temsile yetkili bir sendika olarak tanıdı. İşçilerin Temmuz ayından beri kararlılıkla sürdürdükleri direniş kısmen başarıya ulaştı. İşi yavaşlatma eylemini başarıyla yürütmeleri sonunda işveren Tüm Döküm-İş Sendikası’yla masaya oturmayı kabul ederek bir protokol imzaladı.

“İmzalanan protokolün ilk maddesi şöyle: ‘EMAŞ A.Ş. işverenliği, Tüm Döküm-İş Sendikası’nın işverenliğe ait İstanbul Avcılar adresinde kurulu işyerinde çalışan üyesi işçileri temsile yetkili olduğunu kabul eder.’ Artık Tüm Döküm-İş Sendikası üyelerini temsil hakkını resmi olarak elde ederek sorunlarına daha iyi çözümler bulabilecek. Protokolün diğer maddeleri iş güvenliğine ilişkin, işverenin sorumsuzca, rahatça işçi çıkartmasını engelleyecek maddeler. EMAŞ örneği, devrimci sendikanın doğru önderliği ile işçilerin kararlı mücadelesi birleştiğinde zafere ulaşılacağının ispatıdır.” (Kurtuluş, sayı 40, 3 Ekim 1978)

Filball Trafo Fabrikası

“Filball işçileri oyuna gelmeyecek.

“Filball A.Ş. işçileri bir ay evvel Tüm Döküm-İş Sendikası’nda örgütlendiler. Trafo ve balans üretilen işyerinde en fazla ücret 2750 TL. 17 işçinin çalıştığı işyerinde 15 işçi sendikaya üye oldu. Patron Selahattin Zeren örgütlenmeyi duyunca işyerinde 1 ayını doldurmamış 4 işçiyi işten attı. İşyerini kapattığını söyleyen patron, işçilerin kararlılığını görünce kapatmaktan vazgeçtiğini açıklamak zorunda kaldı. Ancak işçiler patronun gizliden işyerindeki makinaları kaçırmasını önlemek için Cuma, Cumartesi ve Pazar günleri fabrikanın önünde beklediler.” (Kurtuluş, sayı 30, 25.7.1978)

“Filball işçileri: Korkuttuk patronu birliğimizle.

“ ‘Sendikalaşmak biz işçiler için çok iyi, çok yararlı bir şey. Sendikalı olduğum şu bir iki ay içinde çok şey öğrendim. İşçilerin birlik ve beraberlik içinde olmaları gerektiğini, patronların bizleri nasıl sömürdüğünü öğrendim,’ diyordu Filball işçisi Abdullah. Tüm Döküm-İş Sendikası’na gireli bir ay kadar olmuştu. Filball’ın 18 işçisi patron sömürüsüne yeter demek için sendikalaşmışlardı. Sarı sendika zincirini kırmak, artık patron sendikalarının oyunlarına düşmemek için devrimci bir sendikada, Tüm Döküm-İş Sendikası’nda örgütlenmişlerdi.

“‘Sendika bizim haklarımızı alacaktı kuruşu kuruşuna’ diyor işçi Abdullah. ‘Patronlarımız çok korktular devrimci sendikamızdan. Şimdi fabrikayı kapatıyorlar.’

“Filball patronları işçilerin birliğini bozamayacaklarını anlayınca kapattılar fabrikalarını, işçilerin tüm haklarını kuruşu kuruşuna ödeyerek. 15 gündür patronun bu kapatma işlemini bir oldubittiye getirmemesi için geceli gündüzlü fabrika önünde çadır kurup bekleyen Filball işçileriyle konuşuyoruz. Biraz önce sendikacı arkadaşlar gelip son durumu açıklamışlardı kendilerine. Fabrika kapanıyordu artık. İşçilere tazminatları üç katı tutarında ödeniyor. İşçilerin kararlı mücadelesi patronları korkutmuştu. Yine de içimizde bir kavgayı kısmen de olsa kazanmanın sevinci ve 15 gündür yiğitçe mücadele eden Filball işçilerin bundan böyle aynı çatı altında çalışamayacakları gerçeğinin üzüntüsü var. Sürdürüyoruz Filball işçileriyle söyleşimizi:

“‘Sendikamız bütün haklarımızı aldığı için sevinçliyiz,’ diyor Abdullah. ‘Sevinçliyim diyorum çünkü sendikamıza güveniyordum, inanıyordum. O da haklarımızı alarak inancımı, güvenimi doğruladı.’

“Naime bacımız söz alıyor. ‘Çok istiyorum, çok arzu ediyorum ki sendikamız Filball’da yetki alsın, çoluğumuza çocuğumuza daha iyi bakmak için iyi sözleşmeler imzalasın istiyordum. Olmadı. Ama hepsi çok ilgilendiler, koştular. Üzülüyorum fabrika kapandığı için.’

“’18 gündür bu çadırda çok şeyler öğrendik’ diyor biri. Bir köşeden bir diğeri atılıyor. ‘Filball’a sokamadık sendikamızı ama bir başka yerde neler yapacağımızı öğrendik.’ Sonra bir bacımız giriyor söze. ‘Biz işçilerin başarıyı kazanabilmesi için önce birlik ve beraberlik içinde olması gerektiğini öğrendik.’

“‘Arkadaşlarımızın çoğu genç yeni işçiler’ diye başlıyor Naime Eren. ‘Daha önceleri başka bir işyerinde çalışmışlardı. Bilmiyorlardı, öğrenmemişlerdi. Burada öğrenciler, bu çadırda öğrendik bizler de, patronların ne olduğunu, onlara karşı nasıl mücadele verileceğini.’

“‘Tüm Döküm-İş Sendikası’nı devrimci bir sendika olduğu için seçtik. Tüm Döküm-İş’te örgütlendik,’ diyor Elmas Can ve Abdullah. ‘Bir sendikada örgütlenmek istiyorduk, ama devrimci bir sendikada. Feriköy’deki Emekçi-Der’li arkadaşlarımızdan öğrendik. Tüm Döküm-İş Sendikası’ndan çok şeyler öğrendik. Hem sendikamızdan, hem de Emekçi-Der’den.’

“Bu işyerinde sendikalaşma hareketinizin böyle bir sonuçla bitmesi üzerine, şimdi sendikanız hakkında ne düşünüyorsunuz, diyorum. Sizi aldatmış, patronunuzla anlaşmış olamaz........

© Veryansın TV