‘Beyaz piramitler’ efsanesi
Prof. Dr. Semih Güneri yazdı…
Yıl 2013. Bundan tam 13 yıl önce. Birkaç yıldır Doğu Türkistan’da, Tarım havzasında (Çin Halk Cumhuriyeti) Tunç ve Demir çağı arkeolojisi üzerinde arazi ve müze çalışmaları gerçekleştirdiğimiz zamanlardı. O günlerde Türkiye’de “Beyaz Piramitler” efsanesi ilgisiz ağızlarda dolaşıp duruyordu. TV kanallarında gene ilgisiz, bilgisiz kişiler tarafından tartışılıyordu. Sözde bu “Beyaz Piramitler” Ön-Türk medeniyetlerine ait mezar anıtlarıydı da Çin devleti tarafından bu gerçeği saklamak amacıyla üzerleri toprakla kapatılıp ağaçlandırılmıştı. Yıllarca bu söylendi, bu yazıldı.
“Beyaz Piramitler” konusunu, Çin coğrafyasında 2002’den beri yaptığımız ‘arazi çalışmaları’ndan dolayı, o günlerde iyi-kötü biliyor idik. ‘Arazi çalışmaları’ndan kastım turistik gezi değildir. 2001’de kabul edilen “Tunç Çağlarında….” diye başlayan ve uzun bir adı olan TÜBİTAK-DPT projesi kapsamındaki çalışmalardır. Üniversitemin desteklediği 2013 yılı çalışmalarımız ise, bir yıl önce Çin Halk Cumhuriyeti’nin ilgili resmi kurumlarından aldığımız davet üzerine Çin Halk Cumhuriyeti’nin Ningxia-Hui, Xi’an, Tibet bölgelerini kapsayacaktı. Öyle de oldu. Ningxia’daki çalışmalarımız, Ningxia Kültürel Miras ve Arkeoloji Enstitüsü ve Ningxia Müzesi ile yaptığımız işbirliği ile gerçekleştirildi.
Ningxia araştırmalarımız Helan dağları petroglifleri nedeniyle önemlidir. Helan dağları, Kuzeyli bozkır kültürleri ile Güneydeki yerleşik (Çin) kültürlerini birbirinden ayıran bir doğal sınırdır. Petroglifler bozkır/göçebe kültürlere özgü bir sanatsal uygulamadır. Yerleşik kültürler kaya resmi yapmaz.
Dolayısıyla kaya resimleri, Helan dağlarının ağırlıklı olarak bozkıra baktığı tarafındadır. Bu konuya daha önceki yazılarımda yer vermiştim.
Ningxia-Hui bölgesindeki çalışmalarımız bitince Shaanxi eyaletinin Xi’an kentine geçtik. Xi’an, aslında “terrakota askerler” diye bilinen, Çin imparatoru Qin Shi Huang (MÖ 3. yüzyıl) dönemine ait binlerce asker heykelleri (orduları) ile ünlüdür. Bizim asıl amacımız, hiç şüphesiz bu bölgede yer alan “Beyaz Piramitler” ile ilgili bilgilere ulaşmak idi. Bize destek olan ve bizimle birlikte arazi çalışmalarına katılan Çin’li meslektaşlarımızı burada anmak isterim: Shaanxi Provincial Institute of Archaeology müdürü Shang Minjie ve arkeologlar Zhang Jian Lin, Xi Lin, Zhao Zhan Rui ve diğer yardımcılar.
Konunun aslı şudur: Çin Halk Cumhuriyetinin Shaanxi bölgesinde en az on üç tane o beyaz piramitlerden vardır. Araştırmalarımız kapsamında bu on bir piramit mezar “mausoleum/mozole” (Çincesi “Ling”) diye bilinen bu tepelerin hepsini değilse de birkaçının yanına kadar gittik, gördük, onların resimlerini çektik. Bunların zaten görülecek bir şeyleri yok. Gördüklerimizin hepsi, ekili alanlar içinde kalan, bizdeki höyüklere benzeyen, daha yüksek tepelerdir. Ve onlardan biri dışında, henüz hiçbiri üzerinde kazı çalışmaları yapılmamıştır. Yüzeyleri otlarla, bitkilerle kaplıdır. Resmi izinlerle gittiğimiz için bize yasak da yoktu. Özel bir yasak elbette yoktur. Konya’da bir köy düşünün.
Harmancık köyü. Harmancık’ın ekili alanları arasında kalmış Karahöyük’ü düşünün. Konya’ya gezmeye gelmiş bir Alman, şehirden bir taksi tutup 15 dakkada Harmancık köyüne kolayca ulaşır. Köyde onu höyüğe götürecek birini bulabilir. Höyüğü gezer. Fotoğraflarını çeker. Ve gider. Bu mümkün. Hatta o adam/kadın bir yıl sonra o höyüğün resmi kazı iznini alabilir ve kendi başkanlığında o höyükte yasal kazılar başlatabilir. Kazı başkanı olabilir. Fark şu: Bunların hiçbirini Çin’de yapamazsınız. Adamı süründürürler. Zaten “Beyaz Piramitler”le ilgili doğal yasak buradan geliyor. Özel bir yasak uygulaması yok. Yıllardır yazılarımızla Türk resmi makamlarını uyarıyoruz. Yabancılara kazı başkanlığı vermeyiniz.
Eğer yabancı, kazı almak istiyorsa önce o alanın uzmanı, mesleğinde yetkin bir Türk partner bulmak zorunda. Müzeden değil. Doğrudan üniversiteden. O Türk arkeolog kazının başkanı olacak. Yabancı da onun yanında, o ne derse onu yerine getirmek durumunda olan gözlemci niteliğinde bir sponsor partner olacak. Kazı yerleri sıradan bir sit alanı değil stratejik noktalardır. Özellikle Hattuşa, Göbeklitepe, Bergama ve Efes antik kenti gibi alanlar birinci derece stratejik alanlardır. Ne ki bunların hepsi yabancı ekiplerin söz sahibi olduğu kazılardır. Türkiye ve diğer az gelişmiş ülkeler dışında hiçbir ülke yabancıya kazı izni vermiyor. Bizim ülkemiz bu bakımdan bir yolgeçen hanı gibidir. Parayı bastıran her yabancı kazı başkanı olabiliyor. Son yıllarda uyarılarımıza kulak veren yetkililer o yabancının yanına bir de Türk arkeolog verdi. Verilen belli ki yetkin, alanında tam anlamıyla uzman, otoriter biri değil. Yetkisi kâğıt üzerinde, ortalarda gezen biri konumunda. Her yerde olduğu gibi burada da “parayı veren düdüğü çalar” prensibi geçerlidir. Ne oldu? Yabancıya kazı izni verilmedi. Yok böyle bir şey. Değişen bir şey yok. Sistem aynen eskisi gibi yürüyor. Kazı........
