Çatırdayan omurga: Astsubaylar
Emekli Tuğgeneral Mustafa Köse yazdı…
Özel Kuvvetlerde tim komutanıydım. Kısa bir süre görevimden ayrılacaktım. Timimde atanmış bir tim komutan yardımcısı bulunmadığı için tabur komutanımız, başka bir timden bir subayın vekâlet etmesini uygun görmüştü. Tim komutanları toplantısında buna usulünce itiraz ettim.
Biz birlikte eğitim yapan, birbirinin neyi nasıl yapacağını bilen insanlardık. Bir görev sırasında komutan şehit olduğunda, yaralanıp görevini sürdüremeyecek duruma geldiğinde, emir komuta timdeki en kıdemli personele geçecekti. Emir komuta zinciri bunu gerektirirdi. İcabında o sorumluluğu üstlenecek astsubayımızın, barış şartlarında da timi sevk ve idare etmesi gerekiyordu.
Bu gerekçeyi anlattım. Talebim kabul edildi ve komutayı kendi timimin kıdemli astsubayına bıraktım. Tim başçavuşumun tecrübesine güveniyordum. Üstleneceği sorumluluğun da onu geliştireceğini biliyordum.
İlk timimde birlikte görev yaptığım Ömer Astsubay da yıllar sonraki bir dönemde kendi timinin komutanlığına yaklaşık altı ay vekâlet etmişti. Bu tecrübenin ardından, tim komutanlığının güçlüklerini ve sorumluluğunu daha iyi anladığını, kuruma ve komutanlarına bağlılığının güçlendiğini anlatmıştı bana.
Dün, 17 Ekim Astsubaylar Günü’ydü. Bu anlamlı gün vesilesiyle, yıllar boyunca aynı görevi ve sorumluluğu paylaştığımız silah arkadaşlarımı düşündüm. Onlara ordunun omurgası diyoruz. Bu sözün görevdeki karşılığına yıllarca tanıklık ettim. Bu değerin çalışma şartlarına ve emeklilik haklarına da yansımasını umut ediyorum.
Birliğe yeni katılan genç subay ve astsubayların yetişmesinde, tecrübeli bir astsubayın katkısını kıtada görev yapanlar bilir. Eğitimdeki bir eksiği fark eder, işin nasıl yürüdüğünü gösterir, yılların kazandırdığı bilgiyi yeni gelene aktarır. Birliklerin devamlılığında bu ilişkinin önemli bir yeri vardır.
Özel Kuvvetlere katıldığımız yıllarda bize ders veren hocalarımızdan biri Vahit Astsubay’dı. Sağlık sınıfına mensup bir astsubaydı. Yabancı dilini geliştirmiş, yurt dışında tahrip uzmanlığı alanında ihtisas kursu görmüş, daha sonraları bilgi ve tecrübelerini kapsamlı bir silah bilgisi kitabına aktarmıştı. Dijital kaynaklara bugünkü kolaylıkla ulaşılamayan o yıllarda kitabı, birçok subay ve astsubay için başvuru kaynağıydı. Öğreticiliğiyle yetişmemizde büyük emeği vardı.
Kara birliklerinde eğitimi sürdüren, uçak bakımında ihtisasını kullanan, gemide teknik sorumluluk üstlenen astsubayın birikimi yıllar içinde oluşur. Jandarmada, Sahil Güvenlikte, karargâhta veya okulda da görev kendi tecrübesini ister. Bu insanları yetiştirmek için harcanan emeğin, meslek hayatları boyunca korunması gerekir.
Rütbelerin yetki ve sorumlulukları bellidir. Hiyerarşi içinde astsubayın bilgisine başvurmak, ona uygun sorumluluk vermek ve gelişmesini desteklemek, gerçek komutanlığın gereğidir. Adaletli bir personel düzeni de yapılan görevi, hizmet yılını ve kazanılan ihtisası birlikte gözetir.
GÖREVİN ARDINDAKİ HAYAT
Tayin emri çıktığında bir ailenin düzeni de yeniden kurulur. Eşin işi, çocuğun okulu, tutulacak ev ve taşınmanın masrafı aynı anda gündeme gelir. Uzun görevlendirmelerde evin bütün yükünü geride kalan eş taşır. Yıllar boyunca biriken bu yükün, personelin hayatında neye mal olduğunu da hesaba katmak zorundayız.
Emeklilik geldiğinde görev temposu geride kalabilir. Kira, fatura ve çocukların ihtiyaçları devam eder. Gelir daraldığında ilk vazgeçilen harcamalar........
