Kuşatma planları ve casus belli
İsmet Hergünşen yazdı…
Yaşanan gelişmelerin barışa giden bir sürecin aşamaları mı yoksa yeni krizlerin habercisi mi olduğunu tespit etmek giderek zorlaşmaktadır.
Avrupa güvenlik mimarisi açık biçimde çözülme sürecine girmiştir.
Barış söylemleri yoğun biçimde dile getirilse de, Rusya Federasyonu’nun Ukrayna’nın doğusunda sahadaki kontrolünü büyük ölçüde tahkim ettiği görülmektedir.
Diplomatik girişimler devam ederken, çatışmalar fiilen sona ermiş değildir.
ABD cephesinde ise dikkat çekici bir tablo ortaya çıkmaktadır.
Donald Trump’ın maksimalist taleplerinin sınırlandırılamadığı, dış politika söyleminin giderek daha iddialı bir çerçeveye oturduğu gözlemlenmektedir.
Venezuela sonrası Vashington yönetiminin odağını Danimarka’ya bağlı özerk bölge Grönland’a yöneltmesi bu bağlamda önemlidir.
Panama Kanalı’nın da eş zamanlı olarak gündeme taşınması, ABD merkezli yeni bir küresel güç tasarımının işaretleri olarak okunabilir.
Kuzey Kutbu’nda, Norveç’e bağlı Svalbard takımadalarının da ilerleyen süreçte jeopolitik rekabetin konusu haline gelmesi ihtimali göz ardı edilmemelidir.
Ortadoğu’da ise Gazze krizi ve İran’daki gelişmeler tüm ağırlığıyla devam etmektedir.
Avrupa’nın genelince kabullenilmeyen, Trump tarafından BM’ye alternatif görülen ve Türkiye’nin de yer aldığı........
