ELBİRLİGİ İLE İNSANLIĞİ BİTİRDİK.
Bir siyasetçi, gazeteci ve yazar olarak yıllardır toplumun içinde, insanlarla yan yana, onların dertlerini dinleyerek, sevinçlerine ve sıkıntılarına ortak olarak hayatın gerçeklerini gözlemliyorum. İnsanları tanımak, toplumu anlamak ve olayların perde arkasını görebilmek için yalnızca konuşmak değil, yaşamak ve tecrübe etmek gerekir. Ben de yıllar içerisinde edindiğim tecrübelerle insanın karakterini, davranışlarını ve niyetlerini daha iyi anlama fırsatı buldum.Ne yazık ki bugün toplum olarak ciddi bir ahlaki ve vicdani yozlaşmanın içerisindeyiz. Merhametin azaldığı, vefanın unutulduğu, dürüstlüğün değer kaybettiği, çıkar ilişkilerinin insan ilişkilerinin önüne geçtiği bir dönemden geçiyoruz. Herkes başkasının yanlışını konuşuyor ama çok az insan dönüp kendisine şu soruyu soruyor: Ben ne yapıyorum, nasıl bir insan oluyorum?Hayatım boyunca birçok insana imkânlarım ölçüsünde yardımcı oldum. Darda kalanın elinden tutmaya, derdi olanı dinlemeye, sorun yaşayanın yükünü hafifletmeye gayret ettim. Fakat zamanla çok acı bir gerçekle de karşılaştım: Bazı insanlar yapılan iyiliğin kıymetini bilmediği gibi, kendisine uzatılan yardım elini tuttuktan sonra dönüp o eli incitebiliyor. Dün yanında olanı bugün yok sayabiliyor, kendisine yapılan iyiliği unutup nankörlük edebiliyor.İnsanı en çok yaralayan da budur. Çünkü insan, düşmanından gördüğü kötülüğe bir ölçüde hazırlıklıdır; fakat iyilik yaptığı birinden vefasızlık görmek, insanın yüreğinde derin bir iz bırakır.İyiliğin karşılığını beklemek başka, yapılan iyiliği inkâr etmek başkadır. Hiç kimse yaptığı iyilik karşılığında bir insanın kendisine borçlu kalmasını beklememelidir. Ancak insanlık, kendisine uzatılan yardım elini unutmamayı, en azından iyilik yapan kişiye kötülük etmemeyi gerektirir. Vefa, insanın karakterini gösteren en önemli değerlerden biridir.merhamet azaldı, çıkar ilişkileri çoğaldıBugün insanların önemli bir bölümü ilişkilerini menfaat üzerinden kuruyor. İşleri düştüğünde arayanlar, ihtiyaçları olduğunda kapımızı çalanlar, işleri görüldükten sonra bizi tanımaz hâle geliyor. Dostluklar çıkarla ölçülüyor, samimiyet hesaplara kurban ediliyor, insanlar birbirlerini karakterlerine göre değil, kendilerine ne sağlayabileceklerine göre değerlendiriyor.Oysa insanı değerli kılan makamı, parası, çevresi veya gücü değildir. İnsanı değerli kılan; vicdanı, ahlakı, dürüstlüğü ve başkalarına karşı gösterdiği insani tutumdur.Bugün başka bir insanın sıkıntısından fayda sağlamaya çalışanlar, başkasının zayıflığını kendi çıkarına dönüştürenler, işlerine gelmediğinde dün söylediklerini bugün inkâr edenler var. Daha da üzücü olanı, bazı insanların yanlış yapmaktan utanmadığı gibi yanlışlarını savunmaktan da çekinmemesidir.Dürüst insanın kendisini açıklamak zorunda kaldığı, yalancının rahatça konuşabildiği; merhametli insanın incindiği, acımasız insanın ise hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam ettiği bir anlayış,........
