menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

'We Request' ve Hakan Fidan! İktidar, fizik kuralına aykırı gitmesine rağmen muhalefet çöküyor!

106 0
22.04.2026

Çoğumuz neye, ne zaman, nasıl muhalefet edeceğimizi ya da destekleyeceğimizi her zaman anlamlı olarak belirleyemiyoruz.  Şuur zehirlenmesinden hepimiz az- çok nasibimizi aldık.  Bu şuur kaybının belirgin bir örneğini yakın günlerde yaşadık.  Eski vekil Mehmet Metiner’in vize olayı...

Meseleye duygularla değil, gerçeklerle bakmak gerekiyor. Mehmet Metiner’in ABD vizesi alamaması üzerinden doğrudan Hakan Fidan’ı ya da Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nı hedef almak, kolay ama temelsiz bir refleks.

Önce temel bir gerçeği yerine koyalım: Vize, başvuru yapılan ülkenin mutlak egemenlik alanıdır. Amerika Birleşik Devletleri ister verir, ister vermez. Bu karar; güvenlik değerlendirmelerinden siyasi atmosfere, teknik kriterlerden idari tercihlere kadar birçok unsurun birleşimiyle şekillenir. Ancak kararın merkezi Ankara değil, Washington’dur.

Bu noktada Dışişleri Bakanlığı’nın rolü bellidir: Diplomatik teamüller çerçevesinde referans sunmak, süreci takip etmek ve gerektiğinde muhataplarıyla iletişim kurmak. Bunun ötesinde, başka bir devlete “bu kişiye vize vereceksin” deme yetkisi ne hukuken vardır ne de diplomasinin doğası buna izin verir. Devletler arası ilişkiler, talimatla değil dengeyle yürür.

Dolayısıyla bir vize reddini “Dışişleri’nin zafiyeti” ya da “neden müdahale edilmedi” şeklinde okumak, meseleyi ya bilmemekten ya da bilerek çarpıtmaktan kaynaklanır. Hakan Fidan’ın görevi, bireysel dosyalar üzerinden sonuç üretmek değil; Türkiye’nin çıkarlarını küresel ölçekte korumak ve yönlendirmektir. Dış politika, tekil dosyaların değil stratejik aklın alanıdır.

Mehmet Metiner örneğinde yaşanan durum da Türkiye’nin kurumsal kapasitesiyle değil, Amerika Birleşik Devletleri’nin kendi iç değerlendirme mekanizmalarıyla ilgilidir. Eğer bir eleştiri yapılacaksa, bu eleştiri ABD’nin vize süreçlerindeki şeffaflık ve öngörülebilirlik eksikliği üzerinden yapılmalıdır.

Ancak meselenin çoğu zaman gözden kaçan bir boyutu daha var: çeviri ve diplomatik dil meselesi. Uluslararası yazışmalarda kullanılan ifadeler birebir çevrildiğinde, niyet ile algı arasında ciddi farklar doğabilir. Türkçede son derece doğal ve yerinde olan bir ifade, İngilizcede........

© Turktime