Hız ve haz çağında gençlik
Son zamanlarda gençlerimizin ciddi bir manevî boşluk içinde olduklarına hep birlikte şahit oluyoruz. Bu boşluk kimi gençte samimi bir arayışa dönüşüyor; inancını sorguluyor, tahkik etmeye çalışıyor. Kimisi bu sorgulamanın içinde yolunu kaybediyor. Aslında mesele yeni değil, yeni olan, bu boşluğun artık gizlenemeyecek kadar görünür hâle gelmesi.
İnsan, boşlukla yaşayabilen bir varlık değil. Fıtratı buna izin vermiyor. İçimizde anlam arayan, adalet isteyen, dayanacak hakikat arayan bir taraf var. İşte o taraf, susturuldukça başka yollar buluyor kendine. Bugün “karma”, “evrenin mesajı”, “enerji” gibi kavramların bu kadar rağbet görmesi boşuna değil. İnsan, Rabbe iman ihtiyacını başka isimlerle ifade etmeye çalışıyor. İtaatin yükünden kaçarken, inancın huzurunu arıyor aslında. Mutlak inkârın insanı tükettiğini sezdiği için, belirsiz bir inanç alanına sığınıyor!..
Çünkü inanmak, insanın fıtratında var. Reddettikçe fıtratıyla kavga ediyor. O kavga da insanı oradan oraya çarpıyor. Bugünkü savrulmanın önemli bir kısmı, işte bu fıtratı arama hâlidir.
Eskiden yaşamak, üzerinde düşünülen bir meseleydi. İnsan ne yaşadığını, niçin yaşadığını, nereye gittiğini merak ederdi. Âlimlere sorar, büyüklerin kapısını çalardı. Bugün ise hız var. Hızın........
