Bu bana lazım mı?
İnsan, sabah gözlerini açtığı andan akşam tekrar uykuya dalacağı vakte değin türlü türlü meseleler içinde bulur kendisini. Psikoloji biliminde bunların çoğuna uyaran deniliyor. Evet, gün içerisinde pek çok uyarana deyim yerindeyse maruz kalan insan bunları işlemek ve gerekli sonuçları çıkarıp gerekli davranışları ortaya çıkarmak üzere dimağ denen merkeze gönderiyor. İyi, güzel de bunların hepsini ayıklayıp gereklilerini alıp gereksizlerini ayıklayabilmek dimağın tek başına yapabileceği bir iş midir, bunu hiç düşündük mü?
Evet, dimağ sıhhatli çalışabiliyorsa kendisine verilen görevi titizlikle ve süratli bir şekilde yerine getirebilir ama bu ayıklama işini tek başına yürütemiyor maalesef. O, seçilerek kendisine gönderilen verileri işleyebiliyor. Neyin ne kadar lüzumlu olduğunu biz dimağa bildirmezsek dimağ deyim yerindeyse bir çöp kutusu misali yüklenen tüm verileri işliyor, yoruluyor, şişiyor.
Peki biz dimağa nasıl bir yardım sağlayacağız?
Cevap çok da zor değil aslında. Maruz kaldığımız her uyaran karşısında kendimize bazı küçük ama ehemmiyeti büyük sorular soracağız.
Daha önceki bir yazıda “seni ilgilendirmeyen her şey fitnedir” sözünü nakletmiştik. Aynı şekilde bu yazıda da her şeyi bilinçsizce bilmenin, modern dünyanın bize dayattığı tatlı bir zehirden başka bir şey olmadığını anlatmaktı meramımız.........
