menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bana ne!

23 0
09.07.2026

Zamanın birinde bir âlim talebesi ile sokakta yürürken talebesi sorar:

"Hocam, geçen gün elinde bir koca tepsi baklava ile bir adam bu sokakta yürüyordu."

Hoca vakur bir eda ile:

Talebe merak ve heyecanına yenik düşerek:

"Ama hocam, o adam sizin evinize gidiyordu" deyince hocanın cevabı manidar olur:

"İyi de evlat, o zaman sana ne?!"

Hayat akıp giderken etrafımızdaki gürültü hiç bitmiyor. Herkes bir şeylere yetişme, bir şeyleri düzeltme, bir yerlere ulaşma derdinde. Bir bakıyorsun birisi çıkmış "şu şöyle olmalı, bu böyle yapılmalı" diye ahkam kesiyor. Ötekisi "bak, şurayı yanlış yaptın" diye parmak sallıyor. İnsan kendi hayatının yorgunluğunu taşırken, bir de başkalarının dertlerini yüklenmek zorunda mıyız?

İşte tam o noktada, zihnin en korunaklı köşesine çekilip o meşhur cümleyi kurmak geliyor insanın içinden: "Bana ne!"

Bu cümle aslında bir umursamazlık ilanı değil tam tersine, kendini korumaya alma çabasıdır. Her gün üzerimize boca edilen gereksiz haberler, başkalarının hayatlarına dair meraklı bakışlar, aslında bize hiçbir şey katmayan tartışmalar... Bunların hepsini bir kenara itip kendi huzuruna dönmek, bir lüks değil, ihtiyaç hâline geldi.

"Şu şunu demiş," "bu bunu giymiş," "falanca yerde ne olmuş..." Bütün bunları bir süzgeçten geçirdiğinde elinde........

© Türkiye