Öğretmen odasında çay kokusu
“Otobüs Yıldıztepe yol ayrımında durduğunda şoför arkasına dönüp Basri’ye seslendi:
Doğu Anadolu’nun sert ayazı, insanın yüzünü bıçak gibi kesiyordu. 1981 yılının ilk günleri… Dağların doruklarına çöken kar, sabah güneşinin solgun ışıkları altında gümüş gibi parlıyordu. Yollar çamurlu, hava pusluydu. Ama genç öğretmen Basri’nin içinde öyle bir sıcaklık vardı ki ne karın soğuğu ne de bilinmezliğin korkusu onu durdurabiliyordu.
Otobüs ağır ağır Doğu Anadolu yoluna ilerlerken, Basri pencereye yaslanmış dışarıyı izliyordu. Bir yanında çıplak kavak ağaçları… Bir yanında dumanı tüten köy evleri… İçinden sessizce mırıldandı:
“Demek benim hikâyem burada başlayacak…”
Elindeki küçük bavulda birkaç takım elbise, birkaç kitap ve annesinin bohçaya sardığı........
