Türkiye’yi savaşa çekme stratejisi kimin işine yarar?
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının arka planını değerlendirirken, Türkiye’nin ateşin içine çekilme ihtimalini göz ardı etmemek gerekir. Nitekim İran’dan fırlatılan bazı füzelerin Türkiye sınırları içinde imha edildiğine şahitlik ettik. İran bu saldırılar için “Biz yapmadık” açıklamasını yaptı. Ancak aynı İran, ABD ve İsrail yatırımlarının bulunduğu Körfez ülkelerine yönelik saldırılarda sorumluluğu üstlenmekten geri durmadı.Öte yandan İran Cumhurbaşkanı’nın “hedef komşu ülkeler değil” vurgusu, saldırıların yönünün ABD ve İsrail bağlantılı üsler ile stratejik noktalar olduğunu net biçimde göstermektedir.Buna rağmen Türkiye’yi sahaya çekme çabası üzerinde durmak gerekir. İran’ın içinde kaç farklı güç odağı bulunduğu sorusu, önümüzdeki dönemde daha sık gündeme gelecektir. Üst düzey isimlerin bu denli kolay hedef alınabilmesi, ülkenin iç yapısına dair soru işaretlerini artırmaktadır. Yönetimdeki isimlerin cesareti görülmektedir; ancak bu yüksek dozda cesaretin, zamanla bir yönetim zaafına yol açıp açmayacağı da sorgulanmalıdır. Katil Netanyahu’nun ısrarla üzerinde durduğu stratejinin de bu noktaya odaklandığı söylenebilir.
ABD ve İsrail’in, İran kamuoyunun bu ölçüde bir direnç sergileyeceğini tam olarak öngöremediği anlaşılmaktadır. İran içinde sessizce bekleyen kesimlerin varlığı da ihtimal dâhilindedir. Netanyahu’nun Nevruz mesajıyla bu kesimleri cesaretlendirmeye çalıştığı görülmektedir. Böyle........
