“Aynen” diye diye neleri kaybettik?
Bir süredir sohbetlere kulak verdiğimde tuhaf bir eksiklik hissi peşimi bırakmıyor. Sanki dilimiz, koca bir okyanusken bir anda sığ bir gölete dönüşmüş gibi… Cümleler kısalmış, duygular budanmış, ifadeler köşeye sıkışmış. Ve bütün bu daralmanın ortasında, iki hecelik bir kelime hüküm sürüyor: “Aynen.”
Eskiden insanlar konuşurken sadece bilgi vermezdi; his taşırdı, iz bırakırdı. Bir kırgınlık anlatılırken kelimeler titrerdi, bir sevinç paylaşılırken cümleler taşardı. Şimdi ise çoğu sohbet, duygudan arındırılmış bir onay mekanizmasına dönmüş durumda. Karşımızdaki uzun uzun anlatıyor, biz tek bir kelimeyle karşılık veriyoruz: “Aynen.” Ne eksik ne fazla. Ama aslında çok şey eksik.
Bu değişimin arkasında biraz da çağın hızı var. Her şey hızlı, herkes meşgul, kimsenin kelimelere ayıracak sabrı yok. Duygular bile pratikleşmiş durumda. “Kırıldım” demek yerine “Sorun........
