Seksenler, doksanlar
Sosyal medyada arada bir 80’ler ve 90’larla ilgili "altın çağ" güzellemelerine denk geliyorum. 2000 sonrası doğan gençler de bu içerikleri izleyip "Ah be, yanlış zamanda doğmuşuz!" diye gözyaşı döküyor.
Tam bu noktada 1976 doğumlu birisi olarak bir noktayı netleştirelim: "90'lar çok iyiydi abi ya!" diyen adam, dönemin iktisadi analizini falan yapmıyor. O cümle bir kültür eleştirisi de değil, bir otobiyografi.
Çünkü hayatımızın en canlı anıları 10-30 yaş arasında birikir. Yani o yıllar çok güzel gibi olduğu için değil, kimlik yeni yeni şekillendiği ve saçlar henüz dökülmediği için güzeldir.
Biz o "efsane" yıllarda üç haneli enflasyonla dans ediyor, haftada bir koalisyon hükûmeti deviriyor, üzerine bir de krizlerle boğuşuyorduk. Gazetede şehit haberi görmediğimiz günler seviniyor, arkadaşlarımızı askere yollarken bir daha görmeyecekmiş gibi sarılıyorduk.
Bugün "hayat pahalılığı" diye dertlendiğimiz şey, o zaman kesintisiz 13 yıl boyunca ve iki katı şiddetinde bindi tepemize. Taso kartları, turbo sakızlar, topaçlar, abonman biletleri falan işin romantik kısmı yani.
Nostaljiye siyasi bir kimlik giydirmeye çalışanlar ekonomiyi ve siyasi istikrarsızlığı kadrajın dışında........
