menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Nasipten öteye yol yok!

45 0
26.02.2026

İstanbul’un sakin mahallelerinden birisinde dört katlı, mütevazı bir apartman vardı. Apartman sakinlerinden hiçbirisi oruç tutmazdı. Sahur vaktinde mahalledeki diğer evlerin pencerelerinden sızan ışıklar sahur sofralarının telaşını fısıldarken, bu apartmandaki evlerin ışığı yanmaz, alarmlar çalmazdı.

Giriş katta Frank yaşardı...

Mahalledeki bazı ihtiyarların "Frenk Kâfiri" dediği, Avusturya’dan göçüp gelmiş yaşlı bir beyefendi... Frank, bu topraklara ait değildi ama Türkiye’yi severdi. Oruç tutmazdı, çünkü iman olmayınca eylemin de hükmü olmazdı. Ramazan ayına hürmet eder, bazı iftar davetlerine katılır, herkes gibi ezanı bekler ve yemeğe hurmayla başlardı...

İkinci katta Sabri Bey otururdu...

Yetmişine merdiven dayamış, hanımını geçen sene kaybetmiş, çocukları uzak diyarlara göçmüş bir adam… Tek başına yaşıyordu ve doktorlar izin vermediği için oruç tutamıyordu. Ramazan ayında zaten mahzun olan gönlü daha da mahzunlaşır, yalnızlığına yoğun bir mahcubiyet duygusu eklenirdi. Tutamadığı oruç, onun gönlünde asılı kalmış bir hasretti...

Üçüncü katta üniversiteli Erdal vardı...

Gençliğin verdiği o hırçın iştah ile vicdanı arasında sıkışmış bir delikanlı... Ramazan ayında........

© Türkiye