Selçuk'un bayramı
Feyyaz Bey, akşamüzeri Zeytinburnu’ndaki dükkânının önünde taburede oturmuş, iftarı beklerken telefonunu “kaydırıyordu.” Bir ara, kafasını hafifçe sola çevirip, içeriye seslendi:- Selçuk’u bana gönderin.
Efendim burası mütevazı bir deterjan dolum dükkânı.Patronla birlikte hepi topu yedi kişi var.Selçuk en genç eleman.
Feyyaz Bey ayağa kalktı, elini Selçuk’un omuzuna koydu:
- Senin külüstür nerede?
Delikanlı karşı kaldırımı gösterdi:
- Şurada abi.- A, gözümüzün önündeymiş, görmemişim. Patron Feyyaz Bey cebinden çıkardığı katlanmış bir deste para ile bir kartviziti Selçuk’a verdi. Sağ elini ileri uzattı:- Şu ikinci sol sokağa giriyorsun, beş dükkân aşağıda sağ kolda çiçekçi var. - Biliyorum abi.- Hah, tamam. Orada güzel bir aranjman yaptırıyorsun. Sonra... Bizim evi biliyor muydun sen?- Bilmiyorum abi.Feyyaz delikanlıyı omuzundan çevirerek ters tarafa döndürdü:- Bak, şu halı sahanın bitimindeki yüksek apartmanı görüyor musun? Selçuk kafa salladı.- Onun üçüncü katına çıkıp 12 numaranın zilini çalıyorsun. Çiçeği verip geliyorsun. Yengenin doğum günü de... Acele et, çiçekçi kapanmak üzeredir. Sonra evine gidebilirsin.- Tamam abi.
Başörtülü güzel bir kız, kucağında bir buketle, az........
