Zavallı 168'liler!..
Sahur, niyet, oruç, namaz, ziyaret, tebrikleşme ve iftarlarla Hicri 1447, Miladi 2026 yılı ramazan-ı şerîf ayını neş’e ve kardeşlik duygularıyla yaşıyoruz…
Komşu, akraba, ahbaplar iftara çağrılıyor, belediye, vakıf ve dernekler, çadırlar kurarak vatandaşları aynı sofra etrafında buluşturuyorlar. Zekât mükellefleri, borçlarını edâ ediyor, imkân sahibi diğer Müslümanlar sadaka-i fıtr dağıtıyor.
Câmiler sabahlara kadar açık, vakit namazları hele cumalar hele hele selatin camileri, ulu camiler dolup taşmakta. Bir mânevi esinti, 7 iklim, 4 bucağı sarıp sarmalıyor. Evler, çarşı-pazarlar, iş yerleri, sokaktaki, selamlaşmalar bir şenlik ve huzur havasında…
Bu yıl eğitim yuvalarımızda okuyan milyonlarca evladımız da bu zevk, ruhâniyet ve ibâdeti sınıfça ve okul olarak tatmaya başladılar. Öğretmen, talebe ve okullarımız, bir asırdır mahrum olunan bir güzelliğin şevki içindeler.
Toplum, sanki ortak bir ruhî tedâvi görmekte, günahlarla beraber, sıkıntı ve kederler de atılmakta. Gazze’ye, Şarkî Türkistan’a, Sudan’a… dua edilmekte, muhtaç kardeşlerimize elden ve gönülden yardımlar yapılmakta…
Şükür ki artık ‘Tek Parti Zihniyeti’nin ülkenin üstüne karabasan gibi çöktüğü, Çin’in bugün Müslüman Uygur Türklerine reva gördüğü zulüm uygulamasında olduğu gibi câmiler kapalı, Ezan yasak değil, Kur’ân öğreten Hoca efendiler, karakollarda hırpalanmıyor. TDK Lügatinin ilgili maddesinde "Kemalizm: Türk’ün dini" diye yazmıyor. Cumhurbaşkanı, ekranda vatandaşların Bayramlarını sözüm ona kutlarken söze "gericiliğe, teokrasiye karşıyız!" diye başlayarak milletin dinine imânına dolaylı şekilde hakaret etmiyor. 1920-1950 arasında yaşamış dedelerimiz, ninelerimiz bugünleri görseler kendilerini rüyada sanırlardı. Yaşadığımız güzellikler, 14 Mayıs 1950’de "devlet benim" anlayışındaki tek partinin iktidardan düşmesiyle başladı. Ezanın aslî hâline dönmesi, câmilerin ahır ve kışla olmaktan çıkarılması ilk adımlardı. İbadet hürriyetinin önündeki engeller kaldırıldıkça millet nefes........
