menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Teravih hüznü!

37 0
12.03.2026

12 Mart 1971 Muhtırası, vesâyet merkezlerini tatmin etmemiş olacak ki bu defa 12 Eylül 1980’de 27 Mayıs 1960’ta olduğu gibi kanlı bir darbe yapıldı. Cunta lideri Org. Kenan Evren, Devlet Başkanı ve Millî Güvenlik Konseyi Başkanı oldu…

Darbe rüzgârının sert estiği günlerdi:

Kenan Evren, 4 Kasım 1982 akşamüstü AKM’de konuşacaktı. Enver Ören Bey, bize "git bakalım, ne diyecek?" diye görev verince Taksim’e gittim. Mevsim kış, vakitler arası dardı. Toplantı öncesi ikindi namazını edâ etmesem namazım kazaya kalırdı. Kültür Merkezi’nin içinde mescid yoktu. Bu endişeyle Taksim Meydanı’nda mescid sormaya başladım. Bilen yoktu. Nihayet bir vatandaş Maksem tarafında bir binayı göstererek "bakın şu minareyi görüyor musunuz? Orası bir iş hanıdır. Odalarından birinde namaz kılınıyor" dedi. Vatandaşın "minare" dediği, tenekeden mamul, 1 buçuk metre kadar bir külahtı… Tarif edilen yere gittim; bina, Fransız Konsolosluğunun olduğu sokakta eski bir apartmandı.

Ertesi gün, merhum Enver Beye, Evren’in neler dediğini naklettikten sonra yaşadıklarımı anlattım ve şunu dedim:

-Efendim, asıl haber o değil; Taksim’de câmi yok! Asıl haber bu…

Türkiye gazetesi, o günden sonra mes’eleye sahip çıktı ve bunu ısrarla devâm ettirdi. Çok kalabalık bir vatandaş kitlesi, cuma günleri o eski iş hanının olduğu sokağı doldurarak serdikleri yaygılar üzerinde namazlarını edâ ediyorlardı…

Biz, 5 Kasım 1982’den 06.06.2016’ya kadar Taksim’in câmi ihtiyacını, Taksim Câmiî’ni defalarca kaleme aldık, ekranlarda ve her vesileyle dile getirdik. Allah razı olsun Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisinin de gönül sızısı olan bu dâvâya sahip çıkmasıyla câmiîn temeli, Şubat........

© Türkiye