"Hırsız evden olursa, öküz bacadan çıkar” derler...
Aziz Kripto sevinçle oturup oturup kalktı. Ellerini ovuşturdu heyecanla. Horasan tarafından gelen bu adamı rahat bir şekilde kullanabilirlerdi.
Pembe dünyasını altüst eden adamı bir daha görmemek için yüzünü, gözünü kapattı elleriyle. Nafile… Bir kendine, bir de Doğan’ın önünde dimdik dikilen hayaline baktı. Aralarındaki fark, yıldızsız gece kadar karanlık, uçurum kadar da derindi.
Keser döndü, sap döndü,
Gün geldi hesap döndü,
Düşmanları beklerken,
Dedi, var mı ben gibi?
Bir muhalif yel esti,
DÜŞMANIMA DÜŞMAN OLAN DOSTUMDUR!..
Kripto, kafayı takmıştı bu Hurufi meselesine. Daha doğrusu, Müslümanla Müslümanı vurmaya ehemmiyet veriyor, bütün oyunlarını ona göre kuruyor, her şeyi de öyle planlıyordu.
Gece yarısı kalktı, köşkün odalarını dolaşmaya başladı. İkinci adam dediği en itimat edip güvendiği tüccarın kapısını tıklattı. Herhangi bir ses gelmedi. “İçeride........
