Devlet kurmak hakkında kimler ne demiş?
“Vak’anüvisler” tâbiri câizse bugünkü savaş muhâbirleri gibidir. Savaşları alanında tâkîb ederler, kendi ordularını tercîh etmekle berâber muhârebe safhalarını genelde tarafsız aktarmaya çalışırlar.
Devletlerin kuruluşundan îtibâren dâirelerinde ilgi alanları meydana gelir. Gelişim devrelerinde devletlerin mâzileri de ilgi alanları içine girer. Devletlerin gelişim safhaları târihin en mühim sayfalarıdır.
Sosyal olayların tâkibi ve bir şekilde kaydedilmeleri ile, savaşların kaleme alınmaları ayrı alanlarda mütâlaa edilmelidir.
Târihle uğraşan, bu ilme ilgi duyan, yazan, okuyan, tenkîd eden kişilere “müverrih” denir. Bunlar kendi kaynaklarını oluşturdukları gibi değişik kaynaklardan da faydalanırlar.
“Vak’anüvisler” tâbiri câizse bugünkü savaş muhâbirleri gibidir. Savaşları alanında tâkîb ederler, kendi ordularını tercîh etmekle berâber muhârebe safhalarını genelde tarafsız aktarmaya çalışırlar. Bu özel meslek 18.yy.la resmî devlet memurluğu statüsünde başlamıştır. Onlardan evvel “şehnâme-han” isimli devlet memurları vardı; bunlar pâdişâha âit özel günleri kaydederlerdi.
Resmî olarak ilk “vak’anüvis” Halebî Mustafa Efendi olup meşhûr târîhini Sadrıa’zam Amcazâde Hüseyin Paşa’nın emriyle yazmış ve eserine “Ravzatü’l-Huseyn fî Hulâsâti’-Hafikin” adını vermiştir.
Naîmâ Efendi ise 1000 Hicrî senesinden başlamış ve kendisinden evvel yazılmış olan târihlerden de istifâde etmiştir. (Mehmet Zeki Pakalın, Osmanlı Târih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, MEB Yay. C III, si 573, İstanbul 1993.)
İlk vak’anüvis târihi Naîmâ’nın son vak’anüvis târihi ise Lutfî Târihi’dir.
Naîmâ, Râşid, Subhî, ‘İzzî, Vâsıf, Cevdet, Âsım, Şânîzâde ve Lutfî meşhur vak’anüvislerdir. (1571-1586 )
Târih deyince şüphesiz ilk aklımıza gelen İbn Haldûn’dur. İbn Haldûn devletleri insan ile mukâyese eder. Devletlerin hayat süreleri ile insan ömürleri arasında bir paralellik kurar ve şöyle der: “…İşte bu sözünü ettiğimiz üç neslin ömürleri yüz yıldır. Devletlerin ömürleri de genellikle bu sınırı geçmez. Meğerki bir başka neden söz konusu ola. O zaman yaşlılık gelip çatmış ve gövdeyi sarmış olduğu hâlde yıkmaya yönelik etken ortaya çıksa ona karşı (Onların hayat süreleri dolduğunda ne birkaç saat gecikebilirler ne de öne geçebilirler.” (A’raf Sûresi, 34. Âyet-i kerîme İbn Haldûn, Mukaddime, C.II Çev. Turan Dursun s.9 Onur Yay. Ankara 1989)
Şunu da unutmamak lâzım: İnsan ömrü başlangıçta çok uzundu. Sonra kısaldı. Günümüzde ise bâzı bölgelerde 80 yaş civârındadır. Geri kalmış bölgelerin yaş ortalamaları hâlâ 40 yaş civârında olunca bu ortalama bile bilimsel bir oran kabûl edilebilir.
İbn Haldûn’un dediği kısa ömürlü devletler olduğu gibi çok uzun ömürlü devletler de olmuştur. Meselâ Japon İmparatorlupu Yamato MÖ 660’tan zamanımıza kadar gelen en uzun hanedanlıktır. Yaklaşık 1500 yıl.
Çin İmparatorluğu MÖ 272’den 1912’ye kadar sürmüştür.
Çin 2000 yıl, Îran 2500 yıl, Mısır 3000 yıl, Bizans 1123 yıl Osmanlı 523 yıl, Kutsal Roma Cermen 1000 yıl, Venedik 1100 yıl.
Fakat çok uzun süreli devletler tek hânedânın değil rejim değişikliği ile süreklilik gösteren siyâsî bağlantılardır.
Bu durumda dikkat çeken bir husus vardır. Gerek dünyâda gerekse Avrupa’da uzun süreli devletlerde sâdece bir hânedan hüküm sürmemiştir (Japonya hâriç) Bir de bu devletler genellikle ilk çağlara âittir. O zaman Türk sülâlelerinin kesintilerle ve değişik hanedanlarla yönetimi göz önüne alınırsa Hunları, Avarları falan kayda almasak da Köktürk Kağanlığı’nın kuruluşu olan 552’den 1922 Osmanlı Devletinin yıktırılmasına kadar geçen net Türk soylu devletlerin ömrü en az 1372 yıldır. Kaldı ki İlk Çağ dönemini içine alan 1453 târihi baz alındığında bu ömür de 625 yıldır. Bu da dikkate alınmalıdır.
Bunlardan Cengiz soylu olup 260 yıllık Kıpçaklarla Türkleşmiş Timurluları çıkarsak bile bu Türk soylu hânedân ömrü yine 1112 yıldır.
Dede Korkut ne demişti?
Dede Korkut Kitâbı ön sözünde (sonradan kaleme alınan kısım) şöyle der: “Âhır zamanda hanlık girü Kayı’ya dege. Kimesne ellerinden almaya. Âhır zaman olup kıyâmat kopınça. Bu didügüm Osman neslidür. İşte sürülüp gideyorır.” (Doç. Dr. Muharrem Ergin, Dede Korkut Kitabı TKAE Metin Sözlük. Ankara Üniv. Basım evi s.1 1964)
Osmanlı Orta ve Yeni Çağ’ın uzun ömürlü devletlerindendir. Dede Korkut’un dediği “Son zamanda hanlık girü Kayı’ya dege” ve ekliyor Korkut Ata “Kıyâmet kopuncaya kadar kimse ellerinden........
