menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Lefkoşa deklarasyonu: Doğu Akdeniz’de Türk dünyasının ortak iradesi

19 0
02.07.2026

Uluslararası sistemin soğuk ve bürokratik devletler arası diplomasisi, artık tek başına küresel siyaseti belirlemeye yetmiyor. Günümüzde kamuoyu algısını şekillendiren, jeopolitik gerçeklikleri kalıcı hâle getiren ve uluslararası meşruiyeti besleyen asıl dinamik; sivil toplumun, akademinin ve kanaat önderlerinin omuz verdiği çok katmanlı diplomasi girişimleri.

Bu yeni diplomasi anlayışı, resmî devlet ajandalarını yalnızca temsil eden değil, onları toplumsal meşruiyetle buluşturan bir etki alanı oluşturuyor. Böylece masabaşında alınan kararlar, sahada karşılık bulan, yaşayan ve sürdürülebilir bir diplomasi pratiğine dönüşüyor.

29 Haziran 2026 tarihinde Lefkoşa’da, Bahçeşehir Kıbrıs Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Büyükelçi Sayın Eral Osmanlar’ın ev sahipliğinde düzenlenen Akdeniz Barış ve Diplomasi Forumu da tam olarak bu jeopolitik kodun, yani söylemin kurumsallaştığı tarihsel bir eşik oldu.

Peki, neden bu forum bir diplomatik rutin değil de bir stratejik eşik?

Lefkoşa’da, Irak Türkmen Cephesi’nden Gagavuzya’ya, Azerbaycan’dan Suriye Türkmenlerine, Batı Trakya’dan Kosova’ya, Kuzey Makedonya’dan İstanbul’a uzanan farklı Türk coğrafyalarından temsilcileri aynı masa etrafında buluşturan tablo, Türk dış politikasının deniz ve diplomasi ekseninde inşa etmeye çalıştığı yeni bağlantı mimarisinin somut bir tezahürüdür.

Bugün küresel sistem, savaşların, enerji rekabetinin ve belirsizliklerin gölgesinde sarsılıyor. Bu kaotik coğrafyada, klâsik diplomatik nezaket dilleri artık bir çözüm üretmekten çok uzak. Lefkoşa’da imzalanan deklarasyon, mevcut diplomatik dili ısrarlı bir çerçeveye oturtuyor; "Egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü"........

© Türkiye