menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Servetin adil paylaşımı

89 0
04.05.2026

Geçtiğimiz günlerde özel bir şirketin yöneticisinin ağzından şunları duyduk:

“Burası bir şirket değil. Burası bir ‘ütopya.’ Bunu tüm mülakatlarda söylüyorum. Buraya primler, sağlık sigortası için geliyorsan hiç konuşmayalım. Burada bir hayal ve hayale adanmış hayatlar var. ‘Sen bu savaşa hazır mısın, bundan zevk alacak mısın’ diye soruyorum mülakatlarda. Evlenirmişçesine seçtiğim insanlar bunlar. Günde 18 saat harcadığım insanlarla aynı ateşi paylaşıyor olmam çok önemli.”

19’uncu yüzyılda İngiltere’deki kumaş ya da deri fabrikalarında işçi çavuşluğu yapan birinin lafları gibi. Hatta o çavuş bile patronun “İşçiyi sıkın, posasını çıkarın, gerisi beni ilgilendirmez” anlayışını idrak etmiştir ve tek amacı vardiya saatlerinin bir dakika dahi sarkmamasıdır...

Gündemi meşgul etmeye devam eden ütopya söylemi baştan aşağı sakat. Ortada ne idüğü belirsiz bir savaş hâli var; kimi hedef aldığı, hangi amaca matuf olduğu, menzili net değil. Evine ekmek götürmek isteyen, yüksek ihtimalle okumuş ve iyi yetişmiş gençler ise bu savaşın içinde sadece birer kurşun asker! Primler ve sağlık sigortası önemli değilmiş...

Öyle ya raporlama yapan, plaza tabiriyle “meeting set eden” çocuklar hastalanamaz, kendini kötü hissedemez, ihtiyar ana babalarının yanında olmaları bile........

© Türkiye