menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Barışı istemeyen İsrail olmasın?..

39 0
latest

ABD ve İsrail'in, 28 Şubat'ta İran'a başlattığı saldırılar 27. günde de devam ediyor. İran ise çevre ülkelerdeki ABD üslerini ve enerji kaynaklarını hedef almayı sürdürüyor. İran'ın misilleme saldırılar yaptığı Körfez ülkelerinin ise sabrı tükenmek üzere ve saldırılarda ABD'ye destek vermeye yakın olduğu yönünde iddialar var. ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın hâlâ müzakere ettiğini savunuyor...

İran tabii bunu doğrulamıyor. Zaten Hamaney öldürüldüğü için kabul etmesi de beklenmiyor ama gelen haberlere göre İran, ABD’den bazı garantiler istiyor.

İran medyası, Tahran yönetiminin ABD tarafından önerilen 15 maddelik anlaşmaya ilişkin cevabını, aracılar vasıtasıyla resmen ilettiğini ve kendi şartlarını sunduğunu aktardı.

Tasnim Haber Ajansı'na konuşan bir kaynak, "İran'ın ABD tarafından sunulan 15 maddelik teklife verdiği cevap, dün gece ara bulucular vasıtasıyla iletildi ve İran karşı tarafın cevabını bekliyor" dedi. Kaynak, İran'ın cevabında saldırı ve suikastların sona ermesi gerektiğinin vurgulandığını, savaşın yeniden tekrarlanmayacağına dair somut güvenceler talep edildiğini aktardı. Ayrıca savaş zararları ve tazminatların garanti altına alınarak açık şekilde belirlenmesinin ve çatışmaların, bu süreçte yer alan tüm direniş gruplarını kapsayacak şekilde bölge genelinde tamamen sona erdirilmesinin istendiğini ifade etti.

Kaynak, İran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenliğinin doğal ve yasal bir hak olduğunu belirterek karşı tarafın taahhütlerinin uygulanmasına yönelik garantilerin tanınması gerektiğini ifade etti. Söz konusu şartların, ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta düzenlediği saldırılardan birkaç gün önce İsviçre'nin Cenevre kentinde gerçekleştirilen ikinci tur müzakerelerde sunulan taleplerden ayrı olduğunu da vurguladı.

ABD'nin müzakere söylemlerinin İran açısından "üçüncü aldatma projesi" olarak değerlendirildiğini belirten kaynak, Washington'ın bu söylemle dünyayı barış yanlısı ve savaşın sona ermesini isteyen bir aktör gibi göstererek yanıltmayı, küresel petrol fiyatlarını düşük tutmayı ve İran'ın güneyine yönelik muhtemel bir kara harekâtı için hazırlık amacıyla zaman kazanmayı hedeflediğini öne sürdü.

Kaynak, ABD'nin müzakere söylemlerine ilişkin değerlendirmede de bulunarak, "İran, 12 günlük savaştan önce müzakerelerin sonucu ve ABD'nin anlaşmalara bağlılığı konusunda şüphe duyduysa, bu savaştan sonra da Washington'ın herhangi bir dönemde müzakere etme niyetine tamamen kuşku duymaktadır. ABD, hem 12 günlük savaşta hem de mevcut süreçte müzakereler sürerken saldırıları başlatmıştır. Bu kez de müzakere iddiası altında yeni bir suç için zemin hazırlamaya çalışmaktadır" ifadelerini kullandı.

ABD'nin talepleri ne? Hürmüz Boğazı açık kalacak ve “serbest deniz bölgesi” olarak kalacak. Füze programı sayı ve menzil açısından sınırlandırılacak. ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın anlaşma yapmak istediğini ancak kamuoyuna teklifi değerlendirdiklerini söylediklerini, geç olmadan ciddiyetlerini göstermeleri gerektiğini, aksi takdirde hiç hoş olmayacağını savundu.

Bu savaşı başlatan ABD ve İsrail. Dolayısıyla gerçekten barış istiyorlarsa İran’ın tüm zararları karşılanmalı.

ABD'de yayın yapan Axios haber portalinin iki ABD'li yetkili ile bilgi sahibi iki kaynağa dayandırdığı habere göre, ABD ile İran arasındaki görüşmelerde ilerleme kaydedilmemesi hâlinde "askerî tırmanış" bekleniyor.

İsimleri açıklanmayan kaynaklar, Pentagon'un, İran'a yönelik "son vuruş" hazırlığında olduğunu belirtti. Kaynaklar, bu hazırlıklar kapsamında İran'ın stratejik açıdan önemli Hark, Larak, Ebu Musa ve diğer adalarının işgali, Hürmüz Boğazı'nın doğusunda İran petrolünü taşıyan gemilerin ablukaya alınması seçeneklerinin değerlendirildiğini ifade etti. Haberde, bazı ABD'li yetkililerin "çatışmaları sonlandırmak üzere ezici güç gösterisinin", görüşmelerde ABD'ye daha fazla pazarlık gücü vereceğini düşündükleri aktarıldı.

Öte yansan İsrailli bir yetkili, The Jerusalem Post gazetesine yaptığı açıklamada, "Şu an itibarıyla, Tahran ve Washington'ın tutumları bir anlaşma ihtimalini 'zayıf' ile 'yok denecek kadar az' arasında bir yere koyuyor. Yine de Trump bizi şaşırtabilir" değerlendirmesinde bulundu.

Eğer barışı istemeyen biri varsa o da İsrail’dir. Orta Doğu’da huzur istemeyen ülke sadece ve sadece İsrail. Bu beladan insanlık kurtulmadıkça kimseye huzur yok!..

Cem Küçük'ün önceki yazıları...


© Türkiye