Fon krizinde önce sakinlik
Para piyasaları, son yılların en zor, hatta çetrefil haftalarından birini geride bıraktı. Ekranları başında borsayı takip edenler saçını başını yoldu, her yer kan kırmızıya boyandı. İnsanların uykuları kaçtı, parasının yok olacağını zannedenler ne yapacağını şaşırdı ama öncelikle söylemeliyim ki, panikle adım atmayın... "Sakin olun" diyemiyorum, sakin olmak söylemekle uyulacak bir ruh hâli değildir...
Şimdi öncelikle piyasaları allak bullak eden bu durumun kronolojik gelişmesine bakalım...
Kabul edelim ki; bu kriz bir günde gelmedi. Her şey bir günde olmadı. Aylardır biriken 'sığ hisselerde yoğunlaşma' adı verilen bir saatli bomba vardı.
İlk sinyaller gelmeye başladı. Bazı portföy yönetim şirketleri (özellikle Pusula ve Tera Portföy), yönettikleri serbest fonlarda piyasa değeri küçük, derinliği olmayan belirli hisse senetlerinde çok büyük paylar biriktirdi. Hatta bazı şirketlerin piyasadaki paylarının yüzde 70'inden fazlası tek bir fon grubunun eline geçti.
İlk çatlak likidite sıkışıklığı ile yaşanmaya başladı. Eylül ayının ikinci haftasında bu fonlardan çıkmak isteyen büyük yatırımcılar oldu. Yatırımcı parasını isteyince fon yöneticileri, zaten yatay olan borsada sığ hisselerdeki paylarını satıp nakde dönemedi. Çünkü alıcı yoktu. Böyle olunca fonlar nakit yükümlülüklerini yerine getiremeyip temerrüde düştü. Tıpkı 2000'lerin başında bazı finans kuruluşlarının batışında........
