Bugünün sendikası sosyal medya
Son yıllarda, özellikle de sanırım pandemiyle birlikte dijital kanallar hayatın önemli bir parçası hâlini aldı. Orada sosyalleşiyor, orada dertleşiyor, trendleri takip ediyor, psikolojik dünyamızdaki sorunlara orada çare arıyor, yönetenlere çağrımızı oradan iletiyoruz. Kimin gördüğünü önemsemeden 'uykum kaçtı' yazmaktan bile çekinmiyoruz sosyal medyada. Her şey herkese açık yaşanıyor. Bu fazlasıyla büyük tehlike içeriyor ve ne yazık ki herkes bunu bile bile gözünü 'kim nerede ne yapıyor' olarak özetlenebilecek bu dünyadan ayırmıyor...
Eskiden sendikalar çok güçlüydü, hatırlayanlar vardır mutlaka. İşçilerin haklarını savunmak için uzun toplantılar, günler, aylar süren grevler, Ankara'ya yürüyüşler, fabrika ya da bakanlık önlerinde grev nöbetçileri, grev gözcüleri... Ya şimdi? O sendikaların adları hâlâ var da, kimsenin öyle toplantılara, grevlere harcayacak vakti yok. Yazıyorsun sosyal medyada "EYT hakkımız, söke söke alırız" diye; gelsin milyonlarca etkileşim... Etkileşimle kalmıyor tabii. Seçmen tercihlerini yönlendirecek kadar büyük bir dalga oluşturuyor ve 'gereken' yapılıyor. Biri bir haksızlığa mı uğradı, yaz sosyal medyada, görmesi gerekenler görsün, bilmesi gerekenler bilsin. Yeni moda kelimemiz 'linç' ya hani... Bir fotoğraf ya da bir video, bazen haksız yere bir insanın hayatını karartabiliyor. Sektörümüzün önemli yayınlarından Marketing Türkiye, bir araştırma yaptırmış. Bu araştırmada da bahsediliyor bu yeni durudan... Araştırmaya göre,........
