menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

6 Şubat depremlerinde unutulmayan Adıyamanlı bir usta

11 0
11.02.2026

Zaman algımız, gündemlerle birlikte hızla değişiyor.

Üç yıl öncesinin 6 Şubat günü hâlâ dün gibi hissedilirken, ertesi gün sanki depremler hiç yaşanmamış gibi hayatımıza devam ediyoruz.

Hâlbuki 6 Şubat’ı takip eden sonraki günler unutulacak gibi miydi? Bu acı dolu günleri unutmak mı istiyorduk yoksa?

Belki de bir insanın geçmişinde maruz kaldığı bir şiddet olayını hatırlamak istememesi gibi, şuurlu ya da şuursuz bir kaçış bu.

Hatırlamak ağır geliyor. Takvim ilerliyor, hayat akıyor; ne kadar üzülsek de yaşananların ağırlığı, yaşayanlar için aynı yerde duruyor. Gelin enkazın ortasında içimde umut kıvılcımları çakan hatıralardan birini paylaşayım.

6 Şubat günü 53 binden fazla insan bir gecede hayatını kaybetti. Yüz yedi binin üzerinde insan, yaralı olarak kurtuldu. Ancak geride kalan bizlerin imtihanı ise devam ediyor. Gündemler zaten herkesi fazlasıyla yoruyor.

Günlük gündemlerden uzaklaşmak istesek de dijital dünyada büsbütün bigâne kalamıyoruz. Her şey gözümüzün önünde yaşandı ama 6 Şubat’tan kendimizi uzaklaştırdık.

Oysa yüzleşmemiz, bu travmayı âdeta bir ameliyat titizliğiyle ele alıp iyileştirmemiz gerekiyor. Peki bu nasıl olacak?

**

Depremin ilk anları, pek çok kişi gibi benim için de psikolojik bir çöküş ve gözyaşıyla geçti. Bunu atlatınca bir grup arkadaşımızı alelacele bölgeye gönderdik. Ya sonra?

Ne yapacağını bilememe ve durumu öğrenme hâli insanı bir müddet esir ediyor.

Depremzedelerin hüznü, bölgede enkazla mücadele eden kardeşlerimizin yaşadıkları, sürekli bunları düşünürken sahadan gelen haberlerin oluşturduğu yardım etme refleksleri, ama bir o kadar da hareketsiz kalma mecburiyeti arasında sıkışmak…

Bütün bunlar bünyemde iştahsızlık olarak kendini gösterdi.

Bir buçuk gün sonra bir şeyler yemem gerektiğini fark ettim. Sıcak çorbadan ilk kaşığı aldığımda bir ağlama geldi. Tabii........

© Türkiye