14 Şubat'ta gönül sofrasında bir arada... Mideniz değil ruhunuz doysun
Sevgiyi kutlamaya hizmet eden 14 Şubat tarihinde sofranın gerçek lezzeti, pahalı menülerde değil, birlikte pişirilen bir tas çorbanın veya Üsküdar sahilindeki bir simit-çay samimiyetinin içindedir.
Anadolu’nun efsane aşklarından ilham alan bu özel günde, asıl olan mideyi değil ruhu doyurabilmek. Bu yıl en güzel tarifiniz; içine sevgi kattığınız sade bir yemek ve içten bir “Seni seviyorum” olsun.
Her yıl 14 Şubat tarihinde SEVGİLİLER GÜNÜ yani ST. VALENTINE’S DAY hemen her ülkede kutlanan özel gündür. Kökeni, Roma Katolik Kilisesi’nin inanışına dayanan bugün, Valentine ismindeki bir din adamı için ilan edilen bir bayram günü olarak ortaya çıkmış.
Valentine kelimesi, Batı medeniyetlerinde hoşlanılan kişi veya sevgili anlamlarında da kullanılır. Günümüzde, sevgililerin birbirine hediyeler aldığı, kartlar gönderdiği özel bir gün olarak devam etmektedir. Biraz daha derinlere inelim, 1712 yılına ait İsveç almanağında 14 Şubat Valentine olarak görülür. Aslında ŞUBAT ayı ortasının aşk meselesi antik çağlara dayandırılabilir. Antik Yunan takvimlerinde, ocak ile şubat ayı ortasının arasında kalan zaman GAMELYON AYI olarak adlandırılarak Zeus ile Hera’nın kutsal evliliğine adanmış. Antik Roma’da 15 Şubat, "bereket tanrısı" LUPERCUS’un onuruna, LUPERCALİA GÜNÜ olarak kutlanmış...
Türk edebiyat tarihinde aşkları efsane olmuş beş çift âşık olduğu biliniyor. Bunların aşkları dilden dile dolaşarak günümüze kadar gelmiş ama hiç birisi de bir türlü sevdiğine kavuşamamış. Her birinin başından çeşitli olaylar geçmiştir… ASLI İLE KEREM, LEYLÂ İLE MECNUN, FERHAT İLE ŞİRİN, ARZU İLE KAMBER, ASUMAN İLE ZEYCAN gibi yüzlerce yıldır toplumsal hafızamızın içerisinde dinlediğimiz aşk hikâyelerini bu özel günde referans almanın da çok mümkün olduğunu görmek lazım. Öyle ya konu aşk, konu sevgi ise Anadolu toprakları birçok şeyde olduğu gibi fazlasını yaşatmış. Yok eğer siz manevi açıdan ele almak isterseniz “İrfan ehli, geçici aşkı da tatmin fikri olmadıkça hoş görmüşlerdir; çünkü onlarca aşk; âşığın gözünden bütün varlıkları, gönlünden bütün istekleri sürer çıkarır” (A. Gölpınarlı). Bu nedenle geçici aşk, “mecaz hakikatin köprüsüdür” denerek........
