Dünyadaki Anti-Emperyalizm ve Anti-Siyonizm Dalgası, Yerli İşbirlikçilerin Siyasal ve İdeolojik Meşruiyetinin Sonunu Getirecek Bir Potansiyel Yaratabilir
Emperyalizm yalnızca dışsal bir tahakküm ilişkisi değil, aynı zamanda içsel aracılar üzerinden işleyen çok katmanlı bir iktidar biçimidir. Tarihsel olarak emperyalist merkezler, müdahale ettikleri coğrafyalarda yerel elitlerle ittifaklar kurarak ekonomik, siyasal ve kültürel tahakkümü sürdürülebilir hâle getirmiştir. Bu yerli aktörler, çoğu zaman “modernleşme”, “istikrar” ya da “küresel entegrasyon” söylemleriyle meşrulaştırılmıştır.
Son yıllarda küresel ölçekte güçlenen anti-emperyalist ve anti-siyonist dalga, yalnızca emperyal merkezleri değil, bu merkezlerle organik bağlar kurmuş yerli işbirlikçi yapıları da görünür kılmıştır. Bu görünürlük, yerli işbirlikçilerin meşruiyet zeminini ciddi biçimde sarsmaktadır.
Bu dalga, özellikle Filistin, Latin Amerika ve Afrika örnekleri üzerinden emperyalizmin sürekliliğini teşhir ederken, yerel düzeyde bu politikaların taşıyıcısı olan sınıfları ve kurumları da sorgulama konusu hâline getirmiştir. Böylece eleştiri yalnızca “dış düşman”a değil, içsel iktidar ilişkilerine de yönelmiştir.
Anti-siyonist söylemin yükselişi, emperyalizmin yerleşimci-kolonyal boyutunu daha net biçimde açığa çıkarmış; bu da yerli işbirlikçilerin ideolojik savunma hatlarını zayıflatmıştır. Çünkü bu söylem, baskı ilişkilerinin yalnızca askeri değil, hukuki, kültürel ve söylemsel boyutlarını da hedef almaktadır.
Emperyalizm ve Yerli İşbirlikçilik: Teorik Bir Çerçeve
Bağımlılık kuramı, emperyalist sistemin yalnızca merkez-çevre ilişkileri üzerinden değil, çevre ülkelerdeki sınıfsal ittifaklar aracılığıyla işlediğini ortaya koyar (Frank, 1967). Yerli işbirlikçiler bu bağlamda, küresel sermaye ile yerel siyasal iktidar arasında köprü işlevi görür.
Antonio Gramsci’nin hegemonya kavramı, yerli işbirlikçilerin rolünü anlamak açısından merkezi önemdedir. Bu aktörler, yalnızca zor aygıtlarının değil, rıza üretim mekanizmalarının da taşıyıcısıdır (Gramsci, 1971). Medya, eğitim ve hukuk alanları bu rızanın üretildiği temel zeminlerdir.
Yerli işbirlikçilik yalnızca ekonomik bir pozisyon değil, aynı zamanda ideolojik bir konumlanmadır. Emperyalist müdahaleler, çoğu zaman “demokrasi”, “reform” ya da “güvenlik”........
