menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bilgi, Aydın ve Toplum Üzerine İlber Ortaylı’nın Entelektüel Birikimi ve Beklenen Aydın Tutum Üzerine

35 0
17.03.2026

Tartışmak insanı geliştirir, tek taraflılık körlükten kurtarır.

Prof. Dr. İlber Ortaylı ile Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Asistan Yetiştirme Programı kapsamında düzenlenen cuma seminerleri sırasında tanışma fırsatı bulmuştum. Bu seminerlerin kendine özgü bir formatı vardı. Programlara zaman zaman diğer fakültelerden akademisyenler ve ilgili kişiler de katılırdı. Çoğunlukla konferanslara katılır, gelen saygın insanlarla tanışır, kısa süreliğine de olsa sohbet eder. Ben de İlber Ortaylı ile Çukurova Üniversitesi’nde düzenlenen bir seminer sonrasında tanıştım. Konferansın ardından üniversite içinde kısa bir gezi programı yapılmıştı. O dönemde Ziraat Fakültesi Gıda Bölümü bünyesinde faaliyet gösteren gıda şubesinde çeşitli bilimsel çalışmalar sonucunda üretilen ürünlerin satışı ve ikramı yapılmaktaydı. Burada farklı peynir çeşitleri, portakal şarabı, tam buğday ekmeği ve çeşitli gıda ürünleri bulunuyordu. Program kapsamında bu gıda şubesinin de ziyaret edilmesi planlanmıştı. O gün hocanın üniversite gezisi ekseninde gıda şubesindeki ürünlerin ikramı da programdaydı. Gıda şubesi ziyaretinde bulundum ve orada da konferanstaki üniversite bilim insanı konusu sohbetini devam ettirdik. Konferans sırasında Ortaylı, “Taşrada üniversite olmaz” diyerek üniversitelerin ancak belirli kültürel ve entelektüel birikimin bulunduğu merkezlerde kurulması gerektiğini ifade ediyordu. Ona göre üniversite öğretim üyeleri çoğunlukla aristokrat kültürel çevrelerden yetişmiş kişiler arasından çıkmalıydı. Üniversitelerin kurulacağı şehirlerin gelişmiş olması, öğrencilerin sinema, tiyatro, opera, tarih ve diğer kültürel faaliyetlerle zenginleşebileceği bir ortam sunması gerektiğini vurguluyordu. Bu bağlamda Türkiye’de gerçek anlamda üniversite ortamının ancak birkaç büyük şehirde oluşabileceğini dile getirmişti. Diğer akademisyenler farklı şehirlerdeki üniversiteler hakkında sorular yönelttiklerinde ise, birçok kentin üniversite hayatını besleyecek kültürel çeşitlilik ve zenginliğe sahip olmadığını ifade eden değerlendirmelerde bulunmuştu.

Daha sonra kendisiyle yaptığımız sohbet sırasında, bilgi üretiminin yalnızca ekonomik olarak varlıklı kişilerle sınırlı olup olmadığını sormuştum. Eğer gerekli imkânlar sağlanırsa, yetenekli, çalışkan insanlarda üniversitelerde bilim insanı olarak bilgi üretebileceğini, Türkiye’deki akademik kadronun çoğunun kırsaldan gelen kişiler olduğunu belirtirim. Sayın Ortaylı ise bilgi üretecek kişinin entelektüel birikim sahibi ve geçim kaygısı taşımaması gerektiğini ifade etmişti. Ona göre akademik yaşam daha çok seçkin bir kesimin sürdürebileceği bir uğraş olarak görülüyordu. Daha sonraki tartışmalarda toplumun geniş kesimini “cahil” olarak gören bu yaklaşım da çeşitli çevrelerde eleştirilmişti. Elbette toplumumuzun eğitim ve kültür düzeyi açısından bazı eksiklikleri olduğu inkâr edilemez. Ancak toplumun vicdanını temsil eden aydınların temel görevi, cehaleti ortadan kaldıracak girişimlerde bulunmak ve toplumun gelişimine katkı sağlamaktır.

Tarım Tarihi Üzerine Bir Sohbet

Gıda şubesi ziyaretinde kendisiyle farklı bir konuda daha sohbet etme fırsatım oldu. O dönemde Tarım Tarihi dersinin ziraat fakültelerinde okutulması yeni başlamıştı ve ben de bu konuya ilişkin materyal topluyordum. Bu........

© Turkish Forum