menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

45. İstanbul Film Festivali Başladı

9 0
09.04.2026

İstanbul Film Festivali, dünya sinemasının en yeni örnekleri, kült yapıtlar, usta yönetmenler ve genç yeteneklerin son filmlerinin de aralarında olduğu 127 uzun metrajlı ve 13 kısa filmden oluşan zengin bir program sunuyor. Gösterimlerin yanı sıra konuk yönetmen ve oyuncuların katılımıyla söyleşi ve özel etkinliklere de ev sahipliği yapacak festivalin hafta içi gündüz seanslarında öğrenci bileti kontenjanı sınırsız. Festival, 19 Nisan’da sona erecek.

İstanbul Film Festivali, dünya sinemasının en yeni örnekleri, kült yapıtlar, usta yönetmenler ve genç yeteneklerin son filmlerinin de aralarında olduğu 127 uzun metrajlı ve 13 kısa filmden oluşan zengin bir program sunuyor. Gösterimlerin yanı sıra konuk yönetmen ve oyuncuların katılımıyla söyleşi ve özel etkinliklere de ev sahipliği yapacak festivalin hafta içi gündüz seanslarında öğrenci bileti kontenjanı sınırsız. Festival, 19 Nisan’da sona erecek.

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından N Kolay sponsorluğunda düzenlenen 45. İstanbul Film Festivali, 8 Nisan Çarşamba akşamı İstanbul Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenen açılış galasıyla başladı.

Türkiye’den ve dünyadan nitelikli ve ödüllü filmleri, özel gösterimleri, yıldız oyuncuları ve usta yönetmenleri bir araya getiren festivalin bu yılki kapsamlı seçkisi, 127 uzun metrajlı ve 13 kısa filmden oluşuyor. Programda, dünya sinemasının en yeni örnekleri, kült yapıtlar, usta yönetmenlerin ve genç yeteneklerin son filmlerinin yanı sıra dünya, uluslararası, Balkan ve Türkiye prömiyerlerini yapan yapımlar da yer alıyor.

Berlinale’den İstanbul’a: Kaçırılmaması Gereken Filmler

Her yıl olduğu gibi bu yıl da Berlin’den sonra şimdi gözle İstanbul’a çevriliyor. Berlinale’de başlayan o yoğun sinema maratonunun ardından, aynı hikayelerin farklı bir şehirde nasıl yankılanacağını izleme zamanı.

İstanbul Film Festivali bu yıl da programına eklediği güçlü Berlinale seçkisiyle dikkat çekiyor. Berlin’in politik, deneysel ve çoğu zaman seyirciyi konfor alanından çıkaran sinema dili, İstanbul’da da kendine alan açıyor.

Ancak bu filmleri İstanbul’da izlemek, Berlin’de izlemekle aynı şey değil. Çünkü bir festivalde gördüğümüz film, yalnızca kendi hikayesiyle değil, yerleştirildiği bağlamla anlam kazanır. Berlinale’de yan yana duran, bir tartışmanın parçası olan bu filmler, İstanbul’da bambaşka bir akışın içine yerleşiyor.

Bu yüzden bu seçkiyi yalnızca “iyi”, “ödüllü” ya da “festivalde öne çıkmış” filmler olarak okumak eksik kalır. Çünkü bu liste yalnızca estetik bir tercih değil; aynı zamanda bir dağılım politikasıdır. Yani söylemeye çalıştığım şey; Berlinale artık yalnızca film seçen bir festival değil; hangi hikayelerin görünür olacağına karar veren de bir filtre.

Bu seçkide öne çıkan filmler yalnızca iyi “festival filmleri” değil; aynı zamanda bugünün dünyasına dair sert, şiirsel ve zaman zaman rahatsız edici sorular soran yapımlar.

Hatırlamak gerekirse Berlin’de bu yıl tartışma şuydu: Sanat siyasetin dışında mı kalmalı, yoksa zaten başından beri onun içinde mi Festivalin jüri başkanının bu “mesafeli” duruşu eleştirilirken, pek çok sinemacı bu sessizliği bizzat politik bir tavır olarak değerlendirdi.

İstanbul’da izleyeceğimiz filmler de benzer bir yerden konuşuyor; daha dolaylı, daha kişisel ama hala politik. Dolayısıyla Berlinale’den seçilen bu filmler, tam da bu gerilimin içinden süzülerek İstanbul’a geliyor.

Peki Bu Seçkiyi Nasıl Okumalı?

Bu noktada soru kesinlikle şu değil: Bu filmler ne anlatıyor?Asıl soru: Neden bu filmler?

Çünkü Berlinale’nin son yıllardaki eğilimi oldukça net;........

© Turkish Forum