Bilgi, Aydın ve Toplum Üzerine İlber Ortaylı’nın Entelektüel Birikimi ve Beklenen Aydın Tutum Üzerine
İ. Ortaylı hakkında yazılanları okudum. Değerli aydın Ortaylı’nın yeri cennet olsun!
* Yiğit Köymen’in“Aynen öyle toplum cahil” toptancılığı izaha muhtaçtır.
Tartışmada (münazara) iyi sonuçlar elde etmek ve düşünsel varsıllaşmak için öncelikle sözcük, kavramlardan katılanların aynı anlamı anlaması gereklidir.
İlk kavram Sn. Köymen’in“Aynen öyle toplum cahil” “ dediği için “ Cahil “ olsun.
*Entelektüel kime denir?
Hiçbir insan tam olamayacağından yola çıkarak 13.yüzyıldan seslenen Sadi Şirazi:
“ Hiçbir insan fazlalık değildir hayatımızda…
Kiminden sahteliği öğrenirsin.
Öğrendiklerimiz tecrübedir aslında…” der.
İ. Ortaylı’nın yaşamı da dümdüz olmamalıdır.
Hiçbir insan kusursuz olamayacağına göre okumayı, öğrenmeyi, yazmayı içselleştirmişlerin tavrı eleştirmek olmalı. İtham değil.
Ancak ortak paydada buluşanların artması ve ortak paydayı genişletebilme olanağı olacaktır.
Yeri Gelmişken Gerçekleştirilmiş Bir Öğreneği Anımsayalım:
– Sivas Kongresi’nde (4-11 Eylül 1919) Amerikan mandasını savunanlar az değildi.
– Ülkenin içinde bulunduğu ağır şartlar, mali yetersizlikler ve dış tehditler nedeniyle kurtuluşu güçlü bir devletin himayesine girmekte arayanların sayısı bugünkünden az değildir.
– Bunların içinde Kara Vasıf Bey, Refet Paşa (Bele), Rauf Bey (Orbay) ve Halide Edip (Adıvar) gibi isimlerin olduğu malum.
– Kongre öncesinde ve sürecinde manda fikrine sıcak bakan, özellikle Amerikan mandasının daha uygun olacağını düşünenler arasında İsmet Bey (İnönü) de vardır.
– Kongre sırasında manda tartışmaları sadece birkaç kişiyle sınırlı kalmamış, birçok delege de “bağımsızlık” ile “manda” arasında tereddüt yaşamıştır:
– Öte yandan kurtuluşu ABD’nin teknik/ekonomik desteğinde gören İstanbul’daki Wilson Prensipleri Cemiyeti Üyeleri (Amerikan Mandası) ve entelektüeller arasında yaygın mandacılık düşüncesi yaygındır.
– Bunlar arasında Yunus Nadi (Abalıoğlu),Ahmet Emin (Yalman), Bekir Sami Bey (Kunduh, Necmettin Sadık (Sadak), Celal Nuri (İleri), Sami Paşazade Sezai ve Wilson Prensipleri Cemiyeti’nin kurucuları/imzacılarından Velid Ebüzziya ile Necmettin Sadık (Sadak) gibi isimlerde bulunmaktadır.
– Sivas Kongresi’nde Mustafa Kemal Paşa’nın “Ya istiklal ya ölüm” prensibi doğrultusunda manda ve himaye fikri reddedilerek, tam “bağımsızlık “ kararı alınması sonrasında ne oldu?
– “Ya istiklal ya ölüm” prensibi doğrultusunda kongre “manda ve himaye” fikrini ret etmiş, tam bağımsızlık kararı alınmıştır.
– Tıbbiyeli Hikmet ile Mustafa Kemal arasındaki konuşma unutulmamalıdır.
– Osmanlı aydın ve entelektüellerinin önde gelenlerinin çoğunluğu Mustafa Kemal’in önderliğinde yeni bir ülkü etrafında birleştiler ve ülkenin istiklali (bağımsızlık) fikri etrafından bir oldular, iri oldular diri oldular ve tek yumruk oldular.
– Bağımsızlık Savaşı’ndan muzaffer Türk milleti tam bağımsızlık bir devlet kurup bunu cumhuriyet rejimiyle taçlandırmıştır.
İLBER ORTAYL’YA İLİŞKİN OLARAK :
1-İlk baskısı 2005 yılında yapılan “Barış Köprüleri” kitabının editörleri arasında Prof. Dr. İlber Ortaylı’da varmış. Diğer ikisi ise Prof. Dr. Toktamış Ateş ve Prof. Dr. Eser Karakaş imiş.
– Kitap,2000’li yılların başında Gülen Cemaati’nin yurt dışındaki eğitim faaliyetlerini kitapta yer alan makaleler ve editörlerin o dönemdeki yaklaşımları yer almış
– İlber Ortaylı okulların Türkçenin yayılması ,Türk kültürünün tanıtılması noktasındaki kültürel misyonu olduğunu ve özellikle Orta Asya ve Balkanlar’daki okulların tarihi bağları güçlendirme işlevinin olabileceğini değerlendirmiş..
2-2025 yılında aynı Ortaylı Dil Devrimi’nin önemine ilişkin satır başları ile anlattıkları:
Devrimi’nin iki önemli sonucu Hukuk ve Dil Devrimi’dir.
– “Paşa dedi ki, ‘Bu üç ay içinde yapılır.’ İsmet Paşa, malum ihtiyatlı, ‘Yapamayız.’ dedi, Mustafa Kemal de ‘Yaparsın.’ dedi.
– Böylece 1928 Dil Devrimi oldu.
– Bu bir devirimdir….O dönem (de) büyük filologlar(dilbilimciler) çalıştı.
– Ardından Dil Cemiyeti (TDK) kuruldu. Anadolu’da köylere, kasabalara gittiler. Taramalar yapıldı, kelimeler toplandı. El kitapları hazırladılar. Bunlar çok değerli çalışmalardı. Bunların fevkalade dil bilgileri vardı.
– Sulhün (barış) ve dostluğun olmadığı yerde ilim (bilim) de olmuyor. Buraya(Türkiye’ye) Ruslar geliyor, okuyor, tetkik ediyordu. Bizimkiler de oraya gidiyordu. Dostluk bozulunca bunun da arkası kesildi. Bu da çok kötü. Türkoloji uykuya girdi.
– Oktay Sinanoğlu zeki bir adamdı. Adam ‘Yapıyon, ediyon.’ diye konuşuyordu. Türkçesi Amerikanlaşmasın diye (bu yolu ) bulmuş,…. Adam Türkçenin bozulmasını, yeni bir şivenin gelmesini emperyalist bir program olarak sunuyor.
– ‘Bizim hoca çok kaçırdı galiba.’ derdim. Aslında biz kaçırmışız. Daha doğrusu bizi uyuyoruz. Onun için hep özür dilerim ondan.
– Bugün bizde de halk sokakta Türkçeyi kötü telaffuz eden kızlarımıza ‘tiki kızlar’ diyor. Bence de iyi yapıyor. Çünkü tiki kızlar bir şeye dikkat etmiyor.
– Türkçe sekiz tane sesli harften oluşur. Bunu kullanmak zorundasınız.…O sekiz sesli harf, şu veya bu şekilde telaffuz edilir.
‘RTÜK YANLIŞ TÜRKÇEYE CEZA VERMELİ’
– Bugün Türkçe RTÜK’ün elindedir.
– RTÜK’ün her şeyden evvel televizyonlarda kullanılan Türkçeyi kontrol etmesi. Türkçeyi istismar ve yanlışlık kullanana ağır cezalar vermesi gerek.
– Yani Türkçe konuşmayı bilmeyen spikerlerin, sunucuların televizyonlarda bulunmaması gerekiyor.
– Benim çocuklarım böyle insanlardan Türkçe öğrenemez. RTÜK bu görevini yapmıyor. Bunu yapmak lazım, yapsa çok da destek alır. Böyle sessiz sakin kalamazsınız.
‘DİLİNİ UNUTURSAN TÜRKİYE GİDER’
– Bunun sağı, solu yok. Türkçe hepimiz, onu korumalıyız. Böyle bir zengin kültürel birikimin içinde insanın Türkçeyi başka bir noktaya getirmesi lazım.
– Yoksa Türkçemizi kaybederiz. Oktay Sinanoğlu bu dehşeti anlamış. Türkçeyi kaybettikten sonra da beş para etmeyiz. Dilini unutursan iş değişir. O zaman Türkiye de gider. (1)
3- İlber Ortaylı, bir yazısında, bizim durumumuzdaki okumuşlar için şunları yazmış;
– “ …Bu gün irfan meclisleri de yok.
– Çünkü insanlar bir araya geldi mi, iki kişinin üçüncüyü dinlemeye sabrı yok.
– Dinlemeden konuşan, okumadan yazan insanların dünyasında dinlemek, disiplinle dinlemek, susmak, saygılı bir dikkatle dinlemek ve o şekilde öğrenmek mümkün değildir…
– Eğer yaşam biçimimizi ve kültürü tevarüs etme(aktarma) kalıplarımız değiştirmezsek, yukarıda isimlerini hürmetle yaad ettiğimiz (andığımız) hocaları…..sadece ve sadece yaad ederiz, yenine yenileri gelmediği için de vah ereriz…”
“Herkes aynı şeyi düşünüyorsa, hiç kimse bir şey düşünmüyor demektir.” Mevlânâ’ya atfedilmektedir.
(1 ) Beşiktaş Mustafa Kemal Kültür Merkezi’nde T.G.B, İstanbul, Marmara ve Boğaziçi üniversitelerinin Atatürkçü Düşünce Kulüpleri, Bilim ve Ütopya ile Teori dergilerinin 22.12.2025’de birlikte düzenlediği “Cumhuriyet’in Yeni Yüzyılında Türk Devrimi Sempozyumu’ndan)
( BU YAZI DERLEMEDİR)
