Tehcir soykırım suçu değildir
Ermeni Soykırım iddiaları hukuk dışıdır
Tehcir soykırım suçu değildir.
24.04.2026 (Yazarın 14.04.2015 tarihli yazısından güncellenmiştir)
Çeşitli ülke parlamentolarında alınan “Ermeni soykırımını tanıyan” kararların hiçbiri, bu kararlarını uluslararası hukuk açısından geçerli olan bir gerekçeye bağlanamamıştır. Çünkü uluslararası hukukta “Ermeni soykırımı” diye bir olayı kabul edebilecek bir zemin bulunmamaktadır. Konu ile ilgili olarak daha önce yayınlanmış olan makalelerimizde birçok kez açıklanıp, vurgulandığı üzere Ermeni soykırım iddiaları konusunda, Birleşmiş Milletler tarafından hazırlanarak 9 Aralık 1948 tarihli 260/A sayılı Genel Kurul kararıyla onaylanıp, üye devletlerin imza, kabul veya katılımına açılan ve 12 Ocak 1951 tarihinde anılan sözleşmenin 13. maddesine uygun şekilde yürürlüğe giren “Uluslararası Soykırım Suçlarını Önleme ve Cezalandırma Sözleşmesi”[[1]] Türkiye’nin en güçlü olduğu uluslararası hukuk platformudur. Bu Sözleşme, BM Ceza yasası niteliğinde olup, tüm üye ülkeler için bağlayıcıdır ve geçen zaman içinde her ülkenin iç hukukuna dahil edildiğinden artık değiştirilmesi veya yürürlükten kaldırılması imkânsızdır. Bu nedenle “soykırım” suçları konusunda en sağlam hukukî zemindir.
Bu Sözleşme, 2. Dünya Savaşı sonrasında savaş suçlusu Alman yetkililerinin Nürnberg’deki yargılanması sırasında eksikliği duyulan hukuk boşluğunun doldurulması amacıyla hazırlanmıştır. Anılan mahkemede, suçlu Almanlar; insanlık dışı muamele, işkence, toplu öldürme, katliam, vb eylemleri içeren “insanlığa karşı suçlar” ile suçlanıp yargılanmış ve cezalandırılmışlardır. Suçlamalar arasında “soykırım” diye bir suç bulunmamaktadır. Çünkü, 1948 tarihinden önce uluslararası hukukta veya ülkelerin millî hukuklarında “soykırım=genocide” diye bir suç olmadığı gibi, hiçbir dilde böyle kelime bile yoktur. Bu suça adını veren “genocide” kelimesi, Polonyalı Av. Rafael Lemkin’in önerisiyle Yunanca ırk anlamına gelen “genom” ve Latince caneo kelimesinden türemiş ‘öldüren’ anlamında bir son ek olan “cide” kelimelerinin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur.
Bu sağlam hukukî gerçeklik karşısında, yurtiçi ve dışında Ermeni soykırımı yalanını savunanlar bu sefer, 1915’de yapılan Ermeni Tehcirinin bir soykırım suçu olduğunun propagandasına sarılmaktadırlar. Uluslararası Soykırım Suçlarını Önleme ve Cezalandırma Sözleşmesi’nin 2. Maddesine[[2]] göre tanımlanmış olan beş (5) adet soykırım suçu arasında “tehcir” (İngilizce: deportation) diye bir suç olmadığı halde, Osmanlı’nın ardılı olan Türk Devletini ve Türkleri, Osmanlı Devleti tarafından 1915 yılında yapılan tehcirin bir soykırım suçu olduğu bahanesiyle “soykırımcı” olarak suçlamaya yeltenmektedirler.
Uluslararası hukukta tehcir
1- İkinci Dünya Harbi sonrasında savaş suçlusu Almanların yargılanması için müttefik ülkeler arasında imzalanan 8 Ağustos 1945 tarihli Londra Anlaşmasına ekli Uluslararası Askeri Mahkeme Statüsü’nün 6. Maddesi;[[3]] barışa karşı işlenen suçların (a fıkrası), savaş suçlarının (b fıkrası), insanlığa karşı işlenen suçların (c fıkrası) cezalandırılmasını öngörmektedir. Bu (c) fıkrasında tehcir, insanlığa karşı suçlar arasında sayılmaktadır:
İzleyen eylemler veya içlerinden herhangi biri, Mahkemenin yargısına tabi suçlardır ve bireysel yükümlülükten doğarlar.
c) İnsanlığa karşı suçlar: Savaştan önce veya savaş süresince, bu Mahkeme’nin yetkisi kapsamına giren bir suçun akabinde veya bu suçla bağlantılı olarak gerçekleştirilmiş olan, iç hukukta suç teşkil etsin veya etmesin öldürme, imha, köleleştirme, tehcir veya diğer herhangi bir insanlık dışı fiil ve bütün sivil halklara karşı siyasi, ırksal ya da dini nedenlerden dolayı yapılan zulümler.”
2- 12 Ağustos 1949 tarihli Cenevre Konvansiyonu’nun (IV. Konvansiyon) 49. Maddesi[[4]] birinci fıkrasında işgal altındaki topraklarda koruma altına alınmış kişilerin tehcirini yasaklamış olsa da, ikinci fıkrasında zorunlu askerî sebeplerin zuhurunda, tehcire belli koşullarla izin vermektedir:
Koruma altındaki şahıslar dahil olmak üzere, bireylerin veya toplulukların işgal edilen topraklardan, İşgal Kuvvetlerince işgal altında olan veya olmayan başka ülkelerin topraklarına zorunlu göç ettirilmesi veya sınır dışı edilmeleri, her ne maksatla olursa olsun yasaktır.
Bununla beraber, nüfusun güvenliğini sağlamak amacıyla veya zorunlu askeri sebepler gereğince İşgal Kuvvetleri, bir bölgenin kısmen veya tamamen boşaltılması (tahliyesi) işini üstlenebilir. Maddî önemli sebeplerle kaçınılması mümkün olmayan durumlar haricinde, koruma altına alınmış kişilerin işgal bölgesinin sınırları dışına nakledilmesi ise bu tür bölge boşaltmalarının (bölgesel tahliyelerin) kapsamına alınamaz. Bu şekilde boşaltılan bölgelerdeki tehdit veya tehlike ortadan kalkar kalkmaz, tahliye edilen kişiler o bölgedeki evlerine geri yerleştirilir.”
3- Yukarıdaki sayılan 1. ve 2. şıklarda belirtilen tehcir yasağı savaşan devletlerle ilgili kısıtlama ve yasaklamalar getirmektedir. Buna karşın 12 Ağustos 1949 tarihli Cenevre Konvansiyonu’na ek olarak düzenlenen 8 Haziran 1977 tarihli........
