İki Bayramlaşma, İki CHP: 30 Mayıs’ta Ankara’da Görülen Gerçek
Aynı gün ve aynı saatte Ankara’nın iki ayrı meydanında kurulan iki bayramlaşma, Cumhuriyet Halk Partisi’ndeki kavganın da, halkın tercihinin de fotoğrafını çekti. Mesele artık bir koltuk meselesi değil; meşruiyet meselesidir.
Dr. Ahmet Güler · 31 Mayıs 2026
30 Mayıs 2026 Cumartesi günü Türkiye siyaseti, yakın tarihte benzeri görülmemiş bir manzaraya tanıklık etti. Cumhuriyet Halk Partisi, aynı gün ve aynı saatte —saat 14.00’te— Ankara’nın iki ayrı noktasında bayramlaştı. Bir yanda, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin 21 Mayıs’ta verdiği “tedbirli mutlak butlan” kararıyla yeniden genel başkanlık makamına oturtulan Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Genel Merkezi’nin bahçesindeydi. Öte yanda, mahkeme kararıyla görevinden alınan ancak partinin tabanınca hâlâ genel başkan olarak benimsenen Özgür Özel, Güvenpark’ta, CHP Ankara İl Başkanlığı’nın önündeydi. Bu iki meydan yalnızca iki ayrı bayramlaşma değil; iki ayrı meşruiyet anlayışının, hatta iki ayrı CHP tasavvurunun karşılaşmasıydı. Birini mahkeme kararı kurmuştu; diğerini halkın iradesi.
Genel Merkez’in Bahçesinde “Arınma” Söylemi
Kılıçdaroğlu, iki buçuk yıl aradan sonra ilk kez “genel başkan” sıfatıyla geldiği Genel Merkez’i adeta bir seçim meydanına çevirmiş; çevreye “Liyakat ve adalet” ve “Şimdi arınma zamanı” yazılı dev posterler astırmıştı. Ne var ki bu “arınma” söyleminin asıl muhatabı, konuşmasında netleşti. Kılıçdaroğlu, partiye “sinsice sızan FETÖ ajanlarını zamanında fark edemediği” ve “o gafilleri koynunda beslediği” için partililerden özür diledi; delegeleri “pavyon masalarında pazarlık konusu yapanlardan” söz ederek “hesap soracağını” ilan etti. Genel Merkez’in bahçesinde yükselen ses, birleştiren değil; suçlayan ve tasfiye eden bir sesti.
Üzerinde durulması gereken nokta şudur: Partinin seçilmiş kadrolarına —üstelik bu kadroların bir bölümü bugün bizzat devletin eliyle görevden alınmış, soruşturulmuş ya da tutuklanmışken— yöneltilen bu “ajan”, “gafil” ve “arınma” söylemi, yıllardır iktidarın CHP’yi yıpratmak için kullandığı “hırsız, hain” dilinin bir benzeridir. Bir genel başkanın kendi partisinin seçilmiş yönetimini iktidarın diliyle hedef alması, “birlik ve beraberlik” temennilerinin içini baştan boşaltmıştır.
Genel Merkez bahçesindeki kalabalık ise kendiliğinden akan bir halk denizi değil; günler öncesinden mahalle mahalle dolaşılarak, bayram........
