menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Siyonist İsrail'e karşı Yahudi vicdanı ayağa kalkmalı

42 1
07.01.2026

MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli, dün MHP Grup Toplantısı’nda; ABD’nin Venezuela üzerinde sergilediği haydutluğa, “Terörsüz Türkiye” projesinin anlam ve önemine, terör örgütü YPG’nin taşeronluğuna, İsrail’in bölgeyi kanlı bir kaosa sürükleyen pervasız politikalarına ve “Sağduyu sahibi Yahudilere” yönelik son derece önemli açıklamalarda bulundu. Konuşmayı dinleyen ya da metnini okuyan herkes, bu başlıklara ilişkin hem bilgi sahibi olmuş hem de bilinçlenmiştir. Aynı zamanda dünyanın hangi yöne sürüklenmek istendiğine dair tablo son derece net bir biçimde ortaya konmuştur.

Ben bugün, bu başlıklar arasından özellikle Sayın Devlet Bahçeli’nin sağduyulu Yahudilere yönelik yaptığı çağrılara değinmek istiyorum. Sayın Devlet Bahçeli, “Sormak lazımdır ki, dünya Yahudileri İsrail’in soykırım siyasetini reddedip, On Emir’den biri olan ‘öldürmeyeceksin’ mesajını ne zaman dikte edeceklerdir?” sözleriyle başladığı konuşmasını şu ifadelerle sürdürmüştür:

“İsrail, insanlık vicdanı karşısında ciddi bir meşruiyet kaybı yaşamaktadır. Eninde sonunda işlenmiş soykırım suçunun siyasi ve hukuki sonuçları muhakkak olacaktır. Toplu katliamla soykırım boyutuna ulaşan saldırıların ve saldırganlığın; herhangi bir inanç sistemiyle, herhangi bir kutsal metinle veya insanlığın ahlaki kazanımlarıyla bağdaşmadığı çok açıktır. İsrail, Filistinli mazlumlar kadar dünyadaki masum siviller için de aşırılaşmış bir tehdittir. Bu nedenle İsrail halkı ile Yahudi inanç mensupları küresel dışlanmayla yüz yüzedir.

Netanyahu politikalarının ahlaki ve hukuki lekesi esasen bütün Yahudilere tesir etmiştir. Dünya Yahudiliğinin temsilcilerini; bu lekeyi temizlemeye, İsrail vahşetini durdurmaya, Gazze halkının insani ihtiyaçlarını karşılamaya, mazlumların dokunulmaz haklarını korumaya, bölgesel düzlemde barış ve istikrarı desteklemeye ve bu kapsamda inisiyatif almaya çağırıyorum. Bu çağrım, bir kimliği ya da bir inancı hedef almak için değil; bilakis adalet, merhamet ve insan onurunu hatırlatmak içindir.

Zulüm karşısında tarafsızlık ya da tarafsız bir alan yoktur. Sessizlik, suça ortaklık anlamına gelecektir. Dünya Yahudi cemaatini; devlet politikalarıyla dinî kimliği birbirinden net biçimde ayırmaya, Netanyahu yönetiminin soykırım ve yayılmacılık siyasetini kolektif bir iradeyle reddetmeye, uluslararası hukuk ve insani değerler temelinde İsrail üzerinde ahlaki ve vicdani bir dengeleyici rol oynamaya davet ediyorum. Bu meyanda, dünya Yahudiliğini temsil eden çatı kuruluşlar, dinî konseyler, akademik platformlar ve sivil toplum kuruluşları eşgüdüm hâlinde bir tutum ve eylem planı hazırlamalıdır. Ayrıca dünya Yahudiliğinin göstereceği ilkeli duruşun; yalnızca savunmasız ve masum........

© Türkgün