menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Canlı yayınlarda propaganda tuzağına düşmek

39 7
06.01.2026

Televizyon programlarında canlı yayınlara, tanınmayan kişileri telefonla konuk almak kadar tehlikeli bir yöntem yoktur. Günümüzde eskisi kadar sık yaşanmasa da geçmişte bu yolla pek çok skandal ortaya çıkmıştır. Canlı yayında edilen küfürler, küfürlü kelime oyunları ve asılsız ithamlar uzun süre kamuoyunun gündeminde kalmıştır. Günümüzde bazı gündüz kuşağı programlarında zaman zaman benzer riskler yaşansa da, “sesi önceden ölçen teknoloji” sayesinde bu tür durumlar genellikle biplenerek engellenmektedir.

Geçtiğimiz yıllarda Didem Arslan Yılmaz’ın sunduğu Türkiye’nin Gündemi programında, Gaziantep’teki terör saldırısını yorumlatmak üzere güvenlik uzmanı Mete Yarar telefonda canlı yayına bağlanmak istenmişti. Ancak reji yanlış numarayı çevirmiş ve konuyla tamamen alakasız bir vatandaşa ulaşmıştı.

Sunucu, son derece ciddi bir ifadeyle sorularını yöneltmeye başlamıştı:
“Sayın Yarar, bu terör saldırısına baktığınızda, hedefine baktığınızda neler söylersiniz? Size hangi bilgiler ulaşıyor?”

Telefondaki kişi ise büyük bir şaşkınlıkla şu yanıtı vermişti:
“Ben sizi çözemedim. Siz dolandırıcı mısınız?”

Sunucu panikleyerek “Galiba yanlış bağlantı oldu” demiş ve hattı kapatmıştı.
Bu olay bariz bir iletişim hatası ve yayın kazasıydı. Buna benzer pek çok canlı yayın skandalı yaşandı.

Ancak geçtiğimiz günlerde yaşanan başka bir canlı yayın vakası, önceki örneklerden çok daha tehlikeli bir boyut taşımaktaydı. Konuk edilen kişi, adeta “Amerika’nın Sesi” gibi konuşmaya başlayınca apar topar yayından alındı.

ABD’nin Venezuela’daki uluslararası hukuksuzluğunu ve saldırgan politikalarını savunan Muharrem Hayta isimli kişi; A Haber’den CNN Türk’e, TV24’ten Akit’e ve Halk TV’ye kadar pek çok kanalda konuk edildi. Venezuela’daki gelişmeleri aktarmak gerekçesiyle ekranlarını bu kişiye açan televizyon kanallarına şu soruyu........

© Türkgün