menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ridaniye’den Mekke İttifakı’na

2 0
previous day

Orta Doğu’da son dönemde yaşanan gelişmelerle beraber hem bölgesel hem de küresel güvenlik dengeleri yeniden şekillenmeye koyulmuştur. Böylesi şartlar altında Türkiye’nin tarihî bağlarının bulunduğu coğrafyalardaki gelişmeleri daha yakından takip etmesi ve bu anlamda da yine tarihte olduğu gibi stratejik sorumluluklar üstlenmesi tabii bir durumdur. Nitekim İslam dünyasının en kutsal iki şehri olan Mekke ve Medine’nin güvenliği, Suudi Arabistan’ın egemenliği altında bulunmakla birlikte bütün İslam âlemi açısından büyük bir önem taşımaktadır. Türkiye’nin söz konusu coğrafyaya yönelik yaklaşımının anlaşılabilmesi için Osmanlı döneminden günümüze uzanan tarihsel sürecin ve değişen jeopolitik şartların birlikte ele alınması gerekmektedir.

Yavuz Sultan Selim’in 1517 yılında gerçekleştirdiği Mısır Seferi sonucunda Memlük Devleti’nin ortadan kalkmasıyla birlikte Mekke ve Medine Osmanlı hâkimiyetine girmiştir. Mekke Şerifi’nin Osmanlı idaresini tanımasıyla gerçekleşen bu gelişme, devletin İslam dünyasındaki konumunu güçlendirirken kutsal şehirlerin korunması konusunda da önemli sorumlulukları beraberinde getirmiştir. Osmanlı Devleti yaklaşık dört asır boyunca hac yollarının güvenliğinin sağlanması, kutsal mekânların korunması ve bölgenin ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla önemli........

© Türkgün