Kavga Siyaseti mi, Eser Siyaseti mi?
Muhalefetin gündemi çoğu zaman kavga, iç çekişme ve yolsuzluk iddiaları etrafında şekillenirken; Cumhur İttifakı ise istikrarı, hizmeti ve eser siyasetini merkeze alan bir anlayışla hareket etmektedir. Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu şeyin polemik değil çözüm, söylem değil eylem olduğu gerçeği, özellikle kriz anlarında daha berrak biçimde ortaya çıkmaktadır. Bunun en somut ve en çarpıcı örneği ise 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından yürütülen yeniden inşa sürecidir.
Bu tarih artık yalnızca bir takvim yaprağı değildir. Türk milletinin yüreğine kazınmış bir sarsıntının, ağır bir imtihanın ve aynı zamanda büyük bir direnişin adıdır.
Kahramanmaraş merkezli art arda yaşanan iki büyük deprem ve ardından Hatay’da meydana gelen sarsıntı, Cumhuriyet tarihimizin en ağır afetlerinden biri olarak hafızalara kazındı. Şehirler yıkıldı, ocaklar söndü, yuvalar dağıldı. Yaklaşık 120 bin kilometrekarelik bir coğrafyada 14 milyondan fazla insan bu felaketin doğrudan muhatabı oldu.
53 bin 697 canımızı toprağa verdik. 107.213 vatandaşımız yaralandı. 3,5 milyondan fazla kişi tahliye edildi, milyonlarca insan evsiz kaldı. Yapılan hasar tespitlerine göre 39 bin 555 bina tamamen yıkıldı, 21 bin 177 bina acil yıkım kapsamına alındı. Yaklaşık 199 bin 61 bina ağır, 36 bin 65 bina orta hasar gördü. 2 milyon 6 bin 17 yapı ise az hasarlı ya da hasarsız olarak kayıtlara geçti.
Bu rakamlar yalnızca istatistik değildir; her biri bir evlat, bir ana, bir baba, bir hatıra, bir umut demektir.
Türk milleti tarih boyunca pek çok badire atlattı. Büyük yıkımlar gördü, ağır sınavlardan geçti. Ancak her defasında birlik ve dayanışma içinde küllerinden yeniden doğmayı başardı. 6 Şubat depremleri de bu büyük milletin kader yürüyüşünde ağır bir eşik oldu.
Devlet, ilk andan itibaren bütün imkânlarıyla sahaya indi. Ordusuyla, AFAD’ıyla, sağlıkçılarıyla, öğretmenleriyle, gönüllüleriyle milletinin yanında saf tuttu. Devlet-millet kaynaşması enkaz başlarında, çadır kentlerde, konteyner şehirlerde ete kemiğe büründü.
Bugün geriye dönüp baktığımızda, üç yıl gibi kısa sayılabilecek bir sürede ortaya konulan irade ve emek başlı başına bir diriliş hikâyesidir. 455 bin 357’yi aşkın konutun ve 22 binden fazla iş yerinin kurası çekildi; teslimatlar sürüyor. Yıkılan şehirler yeniden ayağa kaldırılıyor. Sadece binalar değil, hayat yeniden kuruluyor.
Depremin ülkemize maliyeti yaklaşık 103,6 milyar dolar olarak hesaplandı. Buna rağmen devlet geri durmadı. Bugüne kadar 3,6 trilyon liralık kaynak seferber edildi. 2026 bütçesinden ayrıca 653 milyar lira daha ayrıldı. Çünkü bu mesele yalnızca ekonomik değil; aynı zamanda milli bir beka meselesidir.
Eğitimden sağlığa, enerjiden ulaşıma kadar her alanda kapsamlı bir yeniden inşa hamlesi yürütülmektedir. Deprem bölgesinde eğitim faaliyetlerinin devamı için 13.321 dersliğin yapımına 72 milyar TL, 2.776 dersliğin güçlendirilmesine 6,9 milyar TL harcandı. 84.000 dersliğin bakım ve onarımı tamamlandı. Hasar gören üniversite binaları ve kampüs altyapılarının yenilenmesi için 5,1 milyar TL kaynak kullanıldı.
Sağlık alanında 1.590 yatak kapasiteli 13 acil durum hastanesi, 1.875 yataklı Gaziantep Şehir Hastanesi ve 2.399 yatak ve 265 ünitli 22 hastane projesi olmak üzere toplam 5.864 yatak ve 265 ünite kapasitesine sahip 36 ikinci basamak sağlık tesisi tamamlandı. Bölge halkının sağlık hizmetlerine erişimi kesintisiz sürdürülmektedir.
İşgücünü desteklemek amacıyla 11 ilde düzenlenen programlardan 60.582 kişi yararlandı ve bu çalışmalar için yaklaşık 2,9 milyar TL kaynak kullanıldı. Sosyal koruma kapsamında dezavantajlı grupların ihtiyaçlarını karşılamak için 2025 yılında 1,64 milyar TL harcama yapıldı. Çocuklara gıda, sağlık, eğitim ve psikososyal destek sağlandı.
Kültürel miras da unutulmadı. 2025 sonuna kadar 7,8 milyar TL harcanarak hasar gören 377 yapının restorasyonu başlatıldı; bunların 109’u tamamlandı.
Altyapının yeniden inşası için enerjiye 51,1 milyar TL, karayolu ve ulaşıma 19,8 milyar TL, demiryollarına 26,4 milyar TL harcandı. İçme suyu ve kanalizasyon altyapısındaki hasarların giderilmesi amacıyla belediyelere 100 milyar TL dış finansman hibe ile birlikte 25 milyar TL kaynak aktarıldı.
Tarımın yeniden canlanması için 2025 yılında 17,4 milyar TL destek verildi; çiftçilere mazot, gübre, tohum ve hayvancılık desteği sağlandı. KOBİ’ler, esnaf ve sanayi işletmeleri için finansman ve destek programları devreye alındı.
Bütün bu tablo açıkça göstermektedir ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti, dara düştüğü anda milletinin yanında saf tutan; kökü mazide, gözü istikbalde olan güçlü bir devlettir. Asrın felaketi, aziz milletimizin sarsılmaz iradesiyle asrın dayanışmasına; bu dayanışma da dirayet ve kararlılıkla asrın dirilişine dönüşmüştür.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un gece gündüz demeden ortaya koyduğu fedakarlığa, MHP Genel Başkanı Bilge Lider Devlet Bahçeli’nin güçlü desteğine ve sahadaki somut gerçeklere rağmen muhalefetin hâlâ “ortada konut yok” söylemine sarılması artık siyasi eleştiri sınırlarını aşmış görünmektedir. Bu yaklaşım, verilen büyük emeği ve yürütülen kapsamlı yeniden inşa sürecini yok sayan; milletimizin yaşadığı derin acıyı günlük siyasi tartışmaların malzemesi hâline getiren bir tutum olarak hafızalara kazınmaktadır.
Tarih, zor zamanlarda sadece söylenen sözleri değil; milletinin yanında durarak geleceği inşa edenleri hatırlayacaktır.
