menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kavga Siyaseti mi, Eser Siyaseti mi?

19 8
16.02.2026

Muhalefetin gündemi çoğu zaman kavga, iç çekişme ve yolsuzluk iddiaları etrafında şekillenirken; Cumhur İttifakı ise istikrarı, hizmeti ve eser siyasetini merkeze alan bir anlayışla hareket etmektedir. Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu şeyin polemik değil çözüm, söylem değil eylem olduğu gerçeği, özellikle kriz anlarında daha berrak biçimde ortaya çıkmaktadır. Bunun en somut ve en çarpıcı örneği ise 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından yürütülen yeniden inşa sürecidir.

Bu tarih artık yalnızca bir takvim yaprağı değildir. Türk milletinin yüreğine kazınmış bir sarsıntının, ağır bir imtihanın ve aynı zamanda büyük bir direnişin adıdır.

Kahramanmaraş merkezli art arda yaşanan iki büyük deprem ve ardından Hatay’da meydana gelen sarsıntı, Cumhuriyet tarihimizin en ağır afetlerinden biri olarak hafızalara kazındı. Şehirler yıkıldı, ocaklar söndü, yuvalar dağıldı. Yaklaşık 120 bin kilometrekarelik bir coğrafyada 14 milyondan fazla insan bu felaketin doğrudan muhatabı oldu.

53 bin 697 canımızı toprağa verdik. 107.213 vatandaşımız yaralandı. 3,5 milyondan fazla kişi tahliye edildi, milyonlarca insan evsiz kaldı. Yapılan hasar tespitlerine göre 39 bin 555 bina tamamen yıkıldı, 21 bin 177 bina acil yıkım kapsamına alındı. Yaklaşık 199 bin 61 bina ağır, 36 bin 65 bina orta hasar gördü. 2 milyon 6 bin 17 yapı ise az hasarlı ya da hasarsız olarak kayıtlara geçti.

Bu rakamlar yalnızca istatistik değildir; her biri bir evlat, bir ana, bir baba, bir hatıra, bir umut demektir.

Türk milleti tarih boyunca pek çok badire atlattı. Büyük yıkımlar gördü, ağır sınavlardan geçti. Ancak her defasında birlik ve dayanışma içinde küllerinden yeniden doğmayı başardı. 6 Şubat depremleri de bu büyük milletin kader yürüyüşünde ağır bir eşik oldu.

Devlet, ilk andan itibaren bütün imkânlarıyla sahaya indi.........

© Türkgün