Türk Dünyası’nda kardeşlikten ortak stratejiye: Ankara Zirvesi’ne doğru
3 Ekim Türk Devletleri İş Birliği Günü dolayısıyla yayımlanan açıklamalar, Nahçıvan Anlaşması’nın 17. yıl dönümünü Türk Dünyası’nın geleceğine ilişkin bir irade beyanıyla buluşturdu. Dışişleri Bakanlığımız, Türkiye’nin 29–30 Ekim’de ev sahipliği yapacağı Türk Devletleri Teşkilatı 13. Zirvesi’nin ortaklığı ileriye taşıyacağını belirtti. Ankara’da gerçekleşecek zirvede dönem başkanlığı da Azerbaycan’dan Türkiye’ye geçecek. Cumhuriyet Bayramımızla aynı günlerde yapılacak bu buluşma, millî egemenlik ile Türk Dünyası’nın dayanışması arasındaki güçlü bağı hatırlatıyor. Önümüzdeki görev, kardeşliğin sağladığı güveni ortak hedeflere ve kalıcı kazanımlara dönüştürmektir.
Bugünkü kurumsal yapının temelinde, 3 Ekim 2009’da Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan ve Kırgızistan’ın imzaladığı Nahçıvan Anlaşması bulunuyor. Özbekistan’ın katılımıyla genişleyen yapı, 2021’de Türk Devletleri Teşkilatı adını aldı. Böylece bağımsız Türk devletleri arasındaki yakınlaşma, düzenli istişare ve işbirliği mekanizmalarıyla güçlendi. Bu gelişmeyi Türk Milleti’nin tarihî hafızasında karşılığı bulunan birlik arayışının diplomasiye, ekonomiye ve devletlerarası ilişkilere yansıması olarak okumak gerekir.
Ankara Zirvesi’ni ayrıca önemli kılan husus, teşkilatın 2022–2026 Stratejisi’nin son yılına ulaşılmış olmasıdır. Türk Dünyası 2040 Vizyonu doğrultusunda belirlenen hedeflerin hangi ölçüde hayata geçirildiği değerlendirilmelidir. Kanaatimce yeni dönemin temel sorusu, alınan kararların vatandaşın hayatında nasıl karşılık bulacağıdır. Daha kolay ticaret, daha güvenli ulaşım, daha güçlü üretim ve gençler için daha geniş imkânlar, kurumsal dayanışmanın başarısını gösterecek başlıca ölçülerdir.
Bu çerçevede Ankara’da öncelik verilmesi gereken alanlardan biri Orta Koridor’dur. Bu güzergâh, Türk Devletleri’nin ekonomik konumunu güçlendirebilecek bir bağlantı sunuyor. Ancak güzergâhın değerini belirleyen, taşımanın maliyeti ve güvenilirliğidir. Gümrük işlemlerinin uyumlaştırılması, belgelerin dijital ortamda karşılıklı kabulü ve limanlarla demiryollarının eşgüdümü üzerinde yoğunlaşılmalıdır. Bir ihracatçının sınırda kazandığı zaman, ortaklığın ekonomik değerini doğrudan görünür kılar. Türkiye açısından bunun karşılığı, üreticimizin daha geniş pazarlara öngörülebilir şartlarda erişmesidir.
Enerji........
