menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Diyarbekir'in Gülü: İbrahim Gülşeni

40 0
17.01.2026

İbrahim Gülşenî, Diyarbakır’da seçkin bir âlim ailesinin evladı olarak dünyaya geldi. Babası Muhammed Âmidî fıkıh ve kelâm gibi alanlarda eserler vermiş bir âlimdi; ailenin köklü kültürel mirası küçük yaşta İbrahim’in zihnine tohum ekti. Henüz çocukken Kur’an’ı hatmedecek seviyede bir zekâ gösteren Gülşenî, daha o yaşlarda ilmî hayata atıldı. Kendisini Oğuz Han neslinden bir Türk olarak tanıttı. Bu tercih, genç yaşta benimsediği Türk kimliğinin bilinçli bir vurgusuydu ve Akkoyunlu sarayında filizlenen millî duygularla da örtüşüyordu.

On beş yaşına geldiğinde, bilgisini artırma aşkıyla Türkistan coğrafyasına doğru yola çıkan İbrahim, Tebriz’de mola verdiğinde kader onu büyük bir fırsatla buluşturdu. Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’ın kazaskeri Molla Hasan, bu zeki ve azimli genci keşfederek himayesine aldı. Tebriz’de medrese tahsilini Molla Hasan’ın gözetiminde sürdüren İbrahim, ilmi olgunluğu sayesinde kısa sürede saray çevresinde “Molla İbrahim” adıyla hürmet görmeye başladı. Bu sayede Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan’ın dikkatini çekti ve huzuruna kabul edilerek itimadını kazandı.

Tebriz’de ilim ve irfanla yoğrulan İbrahim Gülşenî, genç yaşta Ortadoğu’nun farklı irfan merkezleriyle tanışma imkânı buldu. Uzun Hasan’ın daveti üzerine Karabağ’a gelen Halvetiyye şeyhi Dede Ömer Rûşenî ile karşılaşması, genç İbrahim için tam anlamıyla bir dönüm noktasıydı. Rivayete göre Dede Ömer, İbrahim’in gönlündeki ilâhî ateşi sezmiş ve onu bir gül ile sembolleştirmişti. Böylece Molla İbrahim, mahlasını “Gülşenî”ye çevirdi. Bu isim değişimi, onun manevî yolculuğunun nişanesi oldu. Gönül yangınını güle dönüştüren bu hikmetli işaret, Gülşenî’nin ileride “gül bahçesi” anlamına gelen dergâhlar silsilesi........

© Türkgün