menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çiftçiler para kazanamıyor palavrası

18 0
28.08.2026

Türkiye’de tarım konuşulurken yıllardır değişmeyen bir cümle var: “Çiftçi para kazanamıyor.” Arkasından bildik cümleler sıralanıyor: Çiftçi borçlu, köylü toprağını terk ediyor, köyler boşalıyor, üretici traktörünü satıyor, tarım bitiyor...

Elbette tarımda sorun var. Girdi maliyetleri yüksek. Finansmana erişim zor. Bazı ürünlerde fiyat-maliyet dengesi bozuluyor. Küçük işletmeler ölçek sorunu yaşıyor. Kuraklık, savaşlar, don, dolu, hastalık, pazar problemi üreticinin kapısını çalıyor. Bunları inkâr etmek tarımı bilmemektir.

Ama buradan hareketle “Türkiye’de çiftçi para kazanamıyor” diye bütün sektörü tek cümleyle mahkûm etmek de tarımı bilmemektir. Hatta daha ileri gideyim: “Çiftçi para kazanamıyor” genellemesi, bugün tarım sektörüne yapılan en büyük haksızlıklardan biridir. Çünkü çiftçi kazanıyor. Mesele; hangi çiftçinin, hangi üründe, hangi ölçekte, hangi maliyetle ve ne kadar kazandığıdır.

BEŞ İNEĞİ OLAN DA ÜRETİCİ, BİN BAŞ HAYVANI OLAN DA...

Tarım politikalarındaki ve kamuoyundaki temel yanlışlarımızdan biri burada başlıyor. Beş ineği olanla 1.000 başlık işletmeyi aynı “üretici” başlığı altında değerlendiriyoruz. 50 dekar kıraç arazide buğday yetiştiren çiftçiyle binlerce dekar arazi işleyen çiftçiyi aynı ekonomik denklem içerisine koyuyoruz. Geçimini birkaç dönüm bahçeden sağlayan üreticiyle modern sulama sistemine, depoya, makine parkına ve güçlü pazarlama ağına sahip işletmeyi aynı kefeye koyuyoruz. Sonra ortalama rakamların üzerinden bütün tarım sektörü hakkında hüküm veriyoruz. Olmaz!

Tarımda artık “çiftçi, üretici” kelimesinin altını ekonomik ölçeğe göre doldurmak zorundayız. Mikro aile işletmesi başka, küçük işletme başka, orta ölçekli ticari işletme başka, büyük tarımsal işletme başka değerlendirilmelidir. Destekleme modeli de finansman modeli de sigorta sistemi de yatırım teşvikleri de buna göre şekillenmelidir. Çünkü aynı reçeteyi herkese yazarsanız hastayı tedavi edemezsiniz. Tedavi, doğru tanı ile mümkündür.Kazanmamak başka, kazandığını koruyamamak başka… Meselenin üzerinde pek durulmayan başka bir tarafı daha var: finansal okuryazarlık. Çiftçinin sadece üretim yapmayı değil, ürettiği ekonomik değeri yönetmeyi de öğrenmesi gerekiyor.

Enflasyonun yüksek olduğu dönemlerde nominal kazançla reel kazanç birbirine karıştırılıyor. Üretici ürünü sattığında eline geçen paraya bakıyor; fakat aynı sermayeyle gelecek üretim döneminde aynı miktarda gübre, mazot, tohum, yem veya hayvan alıp alamayacağını yeterince hesaplamıyorsa kazanç hızla eriyor. Dolayısıyla bazen problem para kazanamamak değil, kazanılan paranın değerini koruyamamak oluyor. Tarımda bundan sonra yalnızca dekara verimi değil, dekara net kârı konuşmak zorundayız. Sadece “kaç ton ürün aldın?” diye değil; “Bu ürünü kaça mal ettin, kaça sattın ve cebinde reel olarak ne kaldı?” diye sormalıyız. Çiftçiye sadece üretim tekniği değil; maliyet hesabı, nakit akışı, yatırım planlaması, borç yönetimi, enflasyon muhasebesi, pazarlama ve finansal okuryazarlık da öğretilmelidir.

TARLADA BAŞKA, EKRANLARDA BAŞKA BİR TÜRKİYE VAR

Bir de işin algı tarafı bulunuyor. Televizyon ekranlarına, sosyal medyaya ve bazı siyasi açıklamalara bakarsanız Türk çiftçisi traktörünü........

© Türkgün