Feqî’nin kuşları misali “şiir”ce gelenlere…
Şiirsiz yaşam mı, bu mümkün değil. Bana sorarsanız her varla yokun, elbette görünen, görünmeyen doğadaki her canlı halin, elbette ölü bildiğimiz her durgun halin bile mutlaka bir tanrısal, dahası bir şiirce tarafı vardır. Neden olmasın ki. Dudak bükmeye, kaşları çatmaya, insanın en berbat haline girip sırıtmaya ne gerek. Mesela şiirce yüreğime çarpan bir ses, şiirce hayallerimi bezeyen bir renk, şiirce beni alıp aşk-ı aleme götüren bir duyumsama, şiirce içsel özgürlüğüme umarsızca bir dalış, şiirce kendi evrenime kanat çırpıp dolu dizgin başlayan bir gidiş, ama bilgece bir gidiş, ama ustam Feqe misali. Yada şiirce Fırat’ın, Dicle’nin, belki de yeryüzünün en güzeli Botan’ın muhteşem maviliklerine dalıp giden, yada henüz keşfedilmemiş en sert girdapları geçip giden, dağları bir bir aşıp gelen bir gerilla misali. Elbette henüz hiçbir işgalciye, lanetli bir........
