Bir Kadın Kaç Kez Yeniden Başlayabilir?
Bazı hayatlar büyük kararlarla değişmez.
Bazen bir dikiş makinesinin başına oturmakla başlar her şey.
Bir kumaşı önünüze alırsınız.
Önce kendiniz için dikersiniz, sonra çocuklarınız için…
Belki o sırada yaptığınız şeyin yıllar sonra sizi bir mesleğin temsilcisi haline getireceğini, başka kadınların hayatına dokunacağınızı, defalarca düşüp yeniden başlayacağınızı bilmiyorsunuzdur.
Ama hayat bazen tam da böyle ilerliyor.
Küçük başlayan bir şey, yıllar sonra dönüp baktığınızda bütün hikâyenize dönüşebiliyor.
Amed Radyo’da “Yasemin’le Bugün” programında konuğum Diyarbakır Terziler Odası Başkanı Saniye Atmaca’ydı.
Onunla konuşurken aslında yalnızca terziliği konuşmadık.
Kadın olmayı, çalışmayı, anne olmayı, kaybetmeyi, yeniden başlamayı ve insanın kendi emeğiyle hayatında nasıl yeni bir yer açabildiğini konuştuk.
Ve sohbet boyunca benim aklımda en çok şu soru kaldı:
Bir kadın yeniden başlamak zorunda kaldığında, aslında kaç yükü aynı anda sırtlanıyor?
Evde başlayan bir hikâye
Saniye Atmaca’nın meslek hikâyesi bir iş yerinde değil, evde başlıyor.
Önce kendi kıyafetlerini, ardından çocuklarının kıyafetlerini dikiyor.
Dikişe ilgisi zamanla bir uğraş olmaktan çıkıp mesleğe dönüşüyor.
2006 yılında Diyarbakır Valiliği ve Sosyal Yardımlaşma Vakfı tarafından sunulan 15 bin liralık krediden yararlanarak küçük bir butik atölye açıyor.
Belki hikâyenin ilk önemli kırılma noktası da burada.
Çünkü çoğu zaman bir kadının yeteneğinin mesleğe dönüşebilmesi için yalnızca yetenek yetmiyor.
Bir fırsat gerekiyor.
Bir kapının açılması gerekiyor.
Ve bazen küçücük bir ekonomik destek, bir insanın hayatının yönünü değiştirebiliyor.
Atmaca bunu anlatırken bir kumaşın kendi hayalindeki kıyafete dönüşmesinin hâlâ kendisini heyecanlandırdığını söyledi.
Aslında terziliğin özünü de belki bundan daha güzel anlatmak zor.
Önünüzde yalnızca bir kumaş vardır.
Sonra emek girer işin içine.
Ve ortaya başka bir şey çıkar.
İnsan hayatı da biraz böyle değil mi?
Bir kadın çalışmaya başladığında evdeki sorumlulukları bitmiyor
Saniye Atmaca iki çocuk annesi.
İşini büyütürken çocuklarını yetiştirmiş, evini yönetmiş ve bütün bunların arasında mesleğinde ilerlemeye çalışmış.
Sohbet sırasında söylediği bir cümle özellikle dikkatimi çekti:
“Kadın olarak sürekli bir denge kurmaya çalışıyorsunuz.”
Bu cümle aslında birçok çalışan kadının hayatının kısa bir özeti.
Çünkü bir kadın iş hayatına girdiğinde evdeki sorumlulukları çoğu zaman ortadan kalkmıyor.
Sadece hayatına yeni bir sorumluluk daha ekleniyor.
İş yerinde çalışan kadın, eve döndüğünde başka bir mesaiye başlayabiliyor.
Evin ihtiyaçlarıyla ilgileniyor.
Çocukların sorumluluğunu taşıyor.
Ertesi sabah yeniden işinin başına geçiyor.
Sonra dışarıdan bakıldığında yalnızca ortaya çıkan başarı görülüyor.
O başarıya gelene kadar kaç kez yorulduğu, kaç kez “Acaba yetişebilecek miyim?” dediği pek görünmüyor.
Atmaca da zaman zaman kendisine aynı soruyu sormuş:
“Acaba ben bu yükün üstesinden kalkabilir miyim?”
Bence bu soru yalnızca onun sorusu değil.
Çalışmak isteyen, kendi hayatını kurmaya çalışan ve aynı anda birçok sorumluluğu taşımak zorunda kalan pek çok kadının kendi kendine sorduğu bir soru.
Başarı hikâyelerinde pek anlatılmayan bölüm: Kaybetmek
Başarı hikâyelerini anlatmayı seviyoruz.
Bir insan nereden başladı?
Hangi göreve seçildi?
Fakat çoğu zaman aradaki kırılmaları atlıyoruz.
Oysa Saniye Atmaca’nın hikâyesinde beni asıl düşündüren şey başarılarından çok, kaybettikten sonra ne........
