Stagflasyon: Mutfağın Sessiz Çığlığı
Bir ekonomi bazen ateşli bir hastayı andırır. Nabzı hızlanır, bedeni ağırlaşır. Sokak kalabalıktır ama dükkânlar sessizdir. Raflar doludur ama alışveriş poşetleri hafiftir. İnsanlar çalışır ama ilerleyemez. Çarklar döner gibi görünür ama aslında yerinde sayar.
Bu tablo klasik bir krizden farklıdır. Fiyatlar yükselirken üretim ivmesi zayıflar; umut azalırken maliyet artar. İktisat literatüründe bu tür eşzamanlı baskılar “stagflasyon” olarak tanımlanır. Ancak teknik anlamda tam stagflasyondan söz edebilmek için yüksek enflasyonun yanında belirgin büyüme durgunluğu ve işgücü piyasasında güçlü bir bozulma gerekir.
Bugün Türkiye ekonomisi için daha isabetli ifade şudur:
Makro verilerde pozitif büyüme devam etse de, reel sektör ve hane halkı düzeyinde stagflasyonist baskılar hissedilmektedir.
Klasik öğreti “Talep düşerse fiyat düşer” der. Oysa yapısal maliyetlerin kronikleştiği ekonomilerde bu denklem zayıflar. Enerji, kira, lojistik ve finansman gibi sabit giderlerin hızla arttığı bir ortamda talep zayıflasa bile fiyatlar kolay kolay geri gelmez. Çünkü üretici artık kârı maksimize etmek için değil, varlığını sürdürebilmek için fiyat ayarlaması yapar.
2021’de yaklaşık 8 TL olan dolar kuru 2025........
