menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gürültünün Tahakkümü: İktidar ve Muhalefetin Sağır Diyaloğu

16 16
09.02.2026

Siyasetin bugünkü hâli, giderek yükselen bir sağırlar korosunu andırıyor. Herkes konuşuyor, herkes slogan atıyor ama kimse birbirini gerçekten dinlemiyor. Oysa toplumsal hayatta işitmek ile dinlemek arasında derin ve ahlaki bir fark vardır.

İşitmek, sesin kulağa çarpmasıdır; biyolojik bir reflekstir.

Dinlemek ise anlamayı, sorgulamayı, empati kurmayı ve sonunda yanıt vermeyi gerektiren bilinçli bir eylemdir.

Bugünün siyasetinde hem iktidarlar hem de muhalefet, toplumu yalnızca kendi seslerini “işiten” pasif bir kitle olarak görüyor.

Dinleyen yok, anlayan az, konuşan çok.

İktidar halkın sesini işitir.

Anketleri milimetrik hassasiyetle inceler, sosyal medya tepkilerini ölçer, meydanlardaki tezahüratları kayda alır. Ama dinlemez.

Çünkü dinlemek, yalnızca duymak değil; yanıt vermek, özeleştiri yapmak ve gerekirse değişmek demektir.

Değişim ise gücünü sarsılmazlık üzerine kurmuş bir iktidarların en büyük korkusudur.

“Duyuyoruz, farkındayız” demek kolaydır.

Ama gerçek dinleme, hesap vermeyi zorunlu kılar.

Halkın geçim sıkıntısı işitilir ama enflasyonun kök nedenleri tartışılmaz.

Gençlerin umutsuzluğu duyulur ama eğitim sistemi hâlâ on yıl öncesinin ezberleri etrafında döner.

Kadınların, işçilerin ve dezavantajlı grupların talepleri kayda geçer; fakat yasalar, uygulamalar ve zihniyet yerinde sayar.

İktidarın yaptığı, halkı dinlemek değil; dinliyormuş gibi yaparak meşruiyet üretmektir.
Kulaklar açıktır, ama zihinler kilitlidir.

Muhalefet ise başka bir tür sağırlıkla maluldür.

Duyduğunu sanır, ama aslında yalnızca kendi yankısını dinler.

Sloganlar hazırdır, mikrofonlar açıktır, “halkın yanındayız” cümlesi........

© Tigris Haber