menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Duymamak İşimize Geliyor

18 0
25.03.2026

Kalahari Çölü’nde Laurens van der Post ile Buşmenler arasında geçtiği anlatılan o kısa diyalog, bugün yalnızca antropolojik bir anekdot değil; içinde yaşadığımız çağın ahlaki anatomisidir. Post, yıldızlı gökyüzüne bakarak “Şu gördüğünüz yıldızlar çok uzaktalar. Işıkları bize yıllar sonra ulaşıyor. Bazıları belki de artık yok bile” dediğinde, modern bilginin soğuk kesinliğini dile getirir. Buşmenler ise daha sarsıcı bir soruyla karşılık verir: “Eğer gerçekten oradalarsa, neden onları duyamıyoruz?” Post’un şaşkınlığı, aslında bizim trajedimizdir. “Duymak mı? Yıldızlar ses çıkarmaz.” Buşmenlerin ısrarı ise iki farklı insanlık anlayışını çarpıştırır: “Her şeyin bir sesi vardır. Rüzgâr konuşur, ağaçlar fısıldar, hayvanlar şarkı söyler. Yıldızlar neden sessiz olsun?”

Biri ölçer, hesaplar, sınıflandırır. Diğeri hisseder, dinler, ilişki kurar. Modern dünya birincisini tek gerçek bilgi, ikincisini hurafe ilan ederek kendi kulaklarına ilk mühürü vurmuştur. Ve tam da bu yüzden, bugün dünya sağırdır. Ama bu sağırlık bir kaza değildir; bilinçli bir konfor tercihidir. Bilim konuşur, siyaset konuşur, medya durmaksızın gürültü üretir. Ama insanlık dinlemez. Çünkü dinlemek tehlikelidir. Dinlemek, rahatlığı bozar. Dinlemek, sorumluluk doğurur.

Bu yüzden hakikatin sesi önce filtrelenir, sonra paketlenir, en sonunda “izlenebilir” bir yumuşaklığa indirgenir. Algoritmalar neyi duyacağımıza bizim adımıza karar verir. Politikacılar “alternatif gerçekler” üretir. Medya acıyı seyirlik bir görüntüye dönüştürür. Ve biz, bütün bunların ortasında omuz silkerek aynı cümleyi tekrarlarız: “Duymuyorum.” Bu bir cehalet itirafı değildir; bu, rahatlığın ilanıdır.

Buşmenlerin........

© Tigris Haber