Barbar Biziz: Beka Rejiminin Aynası
Bu yazıyı, J. M. Coetzee’nin Barbarları Beklerken romanındaki hayali düşman inşasını, bugünün “beka” laboratuvarlarına ayna tutmak amacıyla kaleme aldım.
Biri sınırın ötesinde, biri ekranın içinde, biri de zihinlerde yaşayan o barbarların, aslında nasıl bir iktidarlar mekanizmasına dönüştüğünü deşifre etme vaktidir.
Coetzee’nin romanı, sıradan bir sınır kasabasını sahneye çıkarır. Kasaba halkı, yaklaşmakta olduğu söylenen barbarlardan korkar. Oysa kimse onları görmemiştir.
Ve Coetzee şu cümleyi kurar: “İnsan, korktuğu şeyi yaratır, sonra onunla savaşır.”
Tanıdık geliyor mu?
Pandemide aniden gelen yasaklar, seçim dönemlerinde bitmeyen “milli birlik” çağrıları, ekranlarda sürekli dönen “ülke elden gidiyor” temaları… Hepsi aynı hikâyenin farklı versiyonlarıdır.
İktidar, toplumu diri ve itaatkâr tutmak için sürekli bir tehdit icat eder.
Barbar, bu tehdidin sahnedeki adıdır.
Bugünün barbarları artık sadece sınır boylarındaki kabileler değildir.
“Yerli ve milli olmayan medya”,
“dış güçlerin maşası” ilan edilen faiz lobisi,
“terörist” yaftasıyla susturulan muhalifler…
Liste uzar gider.
Coetzee’nin uyarısı burada yankılanır: “Hiç yoktan var edilmiş öteki düşmanlığı, her türlü insani ve ahlaki değeri yok saymayla........© Tigris Haber
