Bir Meyhane, Bir Nükte, Bir Diyarbekir Hikâyesi: Mehmet Ekici
Nam-ı diğer Piknik Bozo
“Buraya dertlerinizi unutup piknik yapmaya, hayatı güzelleştirmeye geldiniz.Masadaki şişeyi değil, gönlünüzü doldurun.Rakının sarhoşluğu sabaha geçer ama kırılan kalbin sarhoşluğu geçmez.”
Bu sözler, onun mesleğine nasıl baktığını da anlatıyordu.
İnsanlar kapısından yalnızca yiyip içmek için girmesin; biraz gülsün, konuşsun, derdini unutsun istiyordu.
Onun için masa, biraz da muhabbet demekti.
1935 yılında Diyarbekir’de dünyaya geldi.
Çocukluğu ve gençlik yılları Saraykapı’da geçti.
Eski Diyarbekir kültürünün içinde büyüdü.
Halis muhlis bir şehir çocuğuydu.
Beyaz tenli ve sarışın olduğu için ona “Bozo” dediler.
Bu lakap zamanla adının önüne geçti.
İş hayatına dönemin önemli mekânlarından Turistik Otel’in mutfağında soğuk mezeci olarak başladı.
Sonra restoran bölümüne geçti, garsonluk yaptı.
Mesleği çekirdekten öğrendi.
Mezenin nasıl hazırlanacağını da biliyordu, masaya nasıl sunulacağını........
