menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

FARK EDEN İNSANIN ÖRTÜLER ARASINDAKİ YÜRÜYÜŞÜ

12 21
16.02.2026

Görmeden Bakmanın Uzun Alışkanlığı

Fark eden insan uzun süre baktığını sandı. İnsanlara, olaylara, kendine baktığını düşündü. Ama bir gün durdu ve fark etti ki bakmakla görmek arasında ince ama kalın bir perde vardı. Bu perde aceleyle, alışkanlıkla, hazır anlamlarla örülmüştü. Zihin, gördüğünü sandığı her şeyin üzerine hızla bir isim koyuyor, böylece temas etmeden geçip gidiyordu.

İşte o an fark eden insan, bakmayı değil; görmeden bakmayı fark etti.

Maskelerin Gündelik Dolaşımı

Maskeler sadece yüzlerde değildi. Ses tonlarında, susuşlarda, duruşlarda dolaşıyordu. “Ben böyleyim” diyen bir maske vardı. “Benim doğrularım var” diyen bir maske. Bir de en sessizi: “Ben farkındayım.”

Fark eden insan şunu gördü: Maske takmak çoğu zııaman bilinçli bir tercih değil, fark edilmemiş bir uyum çabasıydı.

Yargının hızlı eli… Bir düşünce doğar doğmaz, arkasından bir yargı yetişiyordu. Doğru. Yanlış. Eksik. Tehlikeli. Fark eden insan fark etti ki yargı, ön kabullerin hızlandırılmış hâlidir ve bu hız insana güven verirken gerçeği kaçırmasına neden olur. Hızlı olan rahatlatır ama derin olanla temas ettirmez.

Kalıpların Güvenli Hapishanesi

Zihin ülkesi kalıplarla örülmüştü. Bu kalıplar sayesinde herkes nereye basacağını biliyor, ne düşüneceğini önceden kestiriyordu. Ama fark eden insan, kalıpların güvenli olduğu kadar cansız da olduğunu gördü. Çünkü kalıp hayatı taşımaz; hayatı daraltır. Canlı olan hiçbir şey kalıpta uzun süre kalmaz.

Bir meydanda insanlar toplanmıştı. Herkes bir başkasını anlatıyor, açıklıyor, etiketliyordu. Kimse kendi bakışının nereden geldiğini sormuyordu. Fark eden insan burada şunu gördü: Kendi içini görmeyen zihin,........

© Tigris Haber