Adı sanı olmak
“Önce adını sanını söyle yeğenim! Nereden gelirsin, nereye gidersin?” veya “Adını sanını hiç duymadığımız biri..” veyahut da “Adı sanı unutulup gitmiş…” cümlelerini hepimiz hayatımızda en az birkaç kez duymuş ve kitaplarda buna benzer cümleler okumuşuzdur. “Adı sanı olmak” Türkçede, Türk kültüründe ve Türk töresinde bir yerin, bir toprağın, bir birliğin üyesi, ferdi olmak anlamına geliyor. Bu sebeple doğar doğmaz bir ad veriliyor çocuğa, sanı zaten babasından geçecek. Ama atalarından geçen bir sanı da olabilir, lakap veya unvan olarak kullanılan.
Hepinizin bildiği gibi “ad” kelimesi Türkçenin en eski kelimelerinden ve biz dilciler için de Ana Türkçedeki birincil ünlü uzunluğunu taşıması ve yaşatması bakımından çok kıymetli. Kelimenin en eski şekli “at” biçiminde. Yani /a/da uzunluk var. Bu uzunluktan dolayı /t/ ünsüzü ötümlüleşerek /d/ye dönüşüyor. Yoksa Türkçenin sesbilgisi kurallarına göre kelime sonunda b,c,d,g ünsüzleri bulunamıyor. Bulunanlar, alınma kelimeler.
“Ad” ve “san” kelimelerine yazılı metinlerimizde ilk rastladığımız yer Bilge Kağan Yazıtı. Orada, Doğu yüzünde geçen “Türk milletinin adı sanı yok olmasın diye, babam kağanı ve annem katunu yükseltmiş olan Tanrı,........
