menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İNANMAK VE DÜŞÜNMEK

25 0
10.04.2026

Prof. Dr. Ahmet SEVGİ

“Doğu inanır, Batı düşünür” derler. Maalesef bizim de dâhil olduğumuz Doğu/İslâm âlemi, doğru mu yanlış mı, hak mı batıl mı olduğunu pek incelemeden duyduğu hemen her şeye inanır. Hatta bir şeye şüphe ile baksanız, inanmasanız, muhatabınız sizi ilzam için “Müslümanlığın şartı inanmak” demekten geri durmaz.

İslâm’da “gayba iman” vardır, doğru ama bu, her söylenene inanacaksın anlamına gelmez. “Gayb” denilen şey metafizik âlemdir. Akıl oraya dair fikir yürütemez. Nakil, hangi bilgiyi vermişse ona inanmak gerekir. Gayba iman budur. Yani metafizikte (âhiret) inanma, fizikte (dünya) de düşünme esastır. Hâlbuki biz, Kur’ân’da düşünmeye ve akletmeye/aklımızı kullanmaya dair birçok âyet olmasına rağmen “düşünme”nin yerine, olur olmaz şeylere “inanma”yı ikame etmişiz. 

Kâinatın yaratılışı, işleyişi, güneşin geceyi, gecenin güneşi takip etmesi, atom, elektron… Bütün bunların arka planındaki İlâhî kanunları düşünmek, arayıp bulmak gerekirken ne yazık ki biz batıl inançları yöneldik. Mehmet Akif doğru söylüyor:

“Bakın ne hâle getirmiş ki cehlimiz dîni:

 Hurâfeler bürümüş en temiz menâbiini.”

Bugün cami kürsülerinde yahut televizyon ekranlarında din namına anlatılanların birçoğu İsrâiliyyat ve hurâfelerden ibarettir. Burada onları........

© tarihistan.org